Göz Sağlığı ve Hastalıkları


Ersoy Sağlık Grubu Göz Klinikleri olarak; toplamda 30.000 üzerinde ameliyat gerçekleştirmiş doktorlardan oluşan bir kadro ile Türkiye’nin önde gelen göz branş hizmetlerini sunmaktayız.

Deneyimlerimiz, hizmet içeriğimiz ve kalitemiz göz önüne alındığında Göz Hastalıkları alanında dünyada da sayılı olabilecek hizmet kalitesi söz konusudur.

Katarakt ameliyatlarında kullanılan merceğin türüne göre adlandırılmış tedavi tekniğidir. 

Akıllı Mercek Kimlere Uygulanır?
Katarakt olan hastalar
Lazer tedavisi için uygun olmayan,
İleri derecede miyop, hipermetrop veya astigmat  kusuru olan hastalar.

Akıllı Lens Kimlere Uygulanmaz?
1- Şaşılığı olanlar
2- Kornea yapısında düzensizlik bulunanlar
3- Sarı nokta veya diyabete bağlı retina hasarı olanlar.

Akıllı Mercek Nasıl Uygulanır?
Akıllı Mercek tekniği tamamen bir katarakt cerrahisidir.
Standart katarakt cerrahisin den farklı ameliyatta normal göz içi mercek yerine yakın, orta ve uzağı gösteren (akıllı mercek) yerleştirilmesidir.
Katarakt ı olmayıp yüksek dereceli, miyop, hipermetrop ve ya astigmatlı olan hastaların da saydam merceği alınır yerine akıllı mercek yerleştirilir.
Ameliyat ortalama 10-15 dakika sürer.

Akıllı Lens Ameliyatı Yaptırmanın Riskleri Nelerdir?
-Ameliyat sırasında gözün mikrop alması sonucu enfeksiyon gelişmesi
-Akıllı lensin göz içine yerleştirilememesi.
-Göz içine yerleştirilen lensin numarasının tam tutmaması
-Ameliyat sonrası ışık halkaları ve yansımaların görülmesi

Akıllı Merceğin Avantajları Nelerdir?
-Akıllı Mercek in çok odaklı tasarımına bağlı olarak yakın, orta ve uzak mesafeler gözlük takmadan görülebilir.
-Ameliyat la göz içine takılan mercek ömür boyu göz içinde kalır.
-Akıllı lens takılan hastalar ın göz numarası bir daha ilerlemez.
-Katarakt ameliyatı bir kez yapılır ve gözde bir daha katarakt oluşmaz.

Sarı Nokta Nedir?
Sarı nokta keskin, renkli ve gündüz görmeyi sağlayan retina bölgesidir.

Sarı Nokta Hastalığı Nedir?
Sarı nokta hastalığı, diğer adıyla Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu, gelişmiş ülkeler de 60 yaş sonrası en sık rastlanan kalıcı görme sebebidir. 
Sarı nokta hastalığında erken teşhis, tedavi ve düzenli kontrol, görmenizin korunması ve iyileştirilmesi açısından çok önemlidir.
Hastalık bir ya da her iki gözde oluşabilir. Eğer bir göz de sarı nokta hastalığı varsa, diğer göz de de gelişmesi olasılığı yüksektir.

Sarı Nokta Hastalığının Kaç Çeşidi Vardır?
Sarı nokta hastalığının iki türü vardır;

1. Kuru tip: Hastalığın en sık görülen şeklidir. Hastaların yaklaşık %85-%90’i bu tip dir. Yavaş fakat ilerleyicidir.
2. Yaş tip: Hastalığın daha ciddi bir şeklidir. İleri yaşlardaki kalıcı görme kaybının en sık sebebidir. Retina kan damarlarının anormal gelişimi vardır. Bu damarlardan kan ve sıvı sızmasına bağlı retina katları arasın da sıvı birikimi vardır.

Sarı Nokta Hastalığı Sebepleri nelerdir?
• Yaş, yaşlandıkça görülme sıklığı artar.75 yaşın üzerindeki her üç kişiden birinde sarı nokta hastalığı vardır.
• Genetik faktörler,
• Sigara kullanımı
• Vitamin eksiklikleri.
• Irk; Beyaz ırkın sarı nokta hastalığına bağlı görme kaybı riski siyah ırka göre daha yüksektir
• Açık renkli gözler.
• Şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, yüksek tansiyon, damar sertliği gibi hastalıklar.
• Obezite, Hareketsizlik
• Güneş ışığına aşırı maruz kalma

Sarı Nokta Hastalığı Belirtileri Nelerdir?
• İlerleyen görme kaybı
• Göz önünde karartılar
• Bakılan noktayı göremeyip etrafını görme( karşısındaki kişinin yüzünü görmekte zorluk çekerken kol ve bacaklarını görme)
• Renkleri daha soluk, cansız görme
• Nesne veya çizgileri eğri, yamuk görme
• Bulanık ve sisli görme

Sarı Nokta Hastalığı Teşhis Yöntemleri Nelerdir?

Amsler testi (kareli kağıt testi) Çizgilerin ortasın da ki siyah noktaya bakarken etrafın da ki yatay veya dikey çizgilerin düz yerine eğri, büğrü görülmesi sarı nokta hastalığının en önemli belirtilerin den biridir.

Fundus floresein anjiografi (göz anjiyosu); Göz anjiografisinde hastanın ön kol toplardamarından özel bir boya maddesi (floresein) verilir. Daha sonra özel bir alet ile gözün arkasının (retinanın) fotoğrafları çekilir. Sarı nokta hastalığın da retina tabakaları arasın da göllenmeler ve anormal damarlar görülür.

OCT(optik koherans tomografisi): Düşük enerjili lazer ışınları kullanılarak gözün retina tabakasının incelenmesidir.
Retina, Sarı nokta ve glokom hastalıklarının tanı ve tedavi değerlendirilmesi için çok önemlidir. OCT tamamen zararsız bir tanı yöntemidir. Radyasyon yaymaz.
Hastanın gözüne dokunulmadan 2-3 dakika içerisinde kolayca uygulanabilmektedir,
Sarı nokta hastalığının teşhisinin yanı sıra takibin de de göz doktorunun en büyük yardımcısıdır.

Sarı Nokta Hastalığı Tedavisi
Kuru tip sarı nokta hastalığı tedavisi
-Sigaradan uzak durmak,
-%100 UV korumalı güneş gözlüğü kullanmak
-A, C ve E vitaminlerinin yanı sıra çinko bakımından zengin besinlerle beslenmek.

Yaş tip sarı nokta hastalığı tedavisi
-Anti VEGF tedavi(Göz içi ilaç uygulaması)
-Göz içine 4 veya 6 haftalık aralıklarla uygulanır.
-Anti-VEGF’ler yeni anormal damar gelişimini ve sarı nokta da sıvı birikmesini önler
-Mevcut anormal damarları ve sıvı göllenmesini azaltır.
-Şikayetleri önemli ölçüde azaltır,
-Hastalığın ilerlemesini yavaşlatır ve görmeyi iyileştirir.

Fotodinamik tedavi
-Işığa duyarlı bir ilaç koldaki damardan verilir.
-İlaç göz de sarı nokta hastalığına bağlı gelişen yeni anormal damarlar da birikir. 
-Bu alanlara Lazer yapıldığında ilaç lazerle aktive olur ve bu yeni istenmeyen damarları tıkar.

Vitreus; gözü dolduran, jel kıvamında şeffaf bir maddedir. Göz hacminin yaklaşık üçte ikisini oluşturur ve gözün retina denen sinir kısmına destek vererek gözün anatomik şeklinin oluşmasına katkıda bulunur.

Gözün lens yani mercek kısmının arkasındaki segmentinin hastalıklarında vitrektomi ameliyatı, yani vitreus jelinin ameliyat ile boşaltılması gerekebilir. Hem hastalıklı vitreus jeli temizlenir hem retinal hastalıklara müdahale edilebilir.

Hangi Durumlarda Vitrektomi Ameliyatı Uygulanır?
1.    Retina dekolmanı (sinir ağı tabakasının yırtılması)
2.    Şeker hastalarında görülen kanama ve retina yırtığı gibi komplikasyonlarda
3.    Göz içi kanamalar
4.    Göz yaralanmaları ve göz içi yabancı cisimler
5.    Sarı nokta delikleri ve çekintili zarları
6.    Göz içi enfeksiyonlar
7.    Göz yaralanmaları

Vitrektomi Ameliyatı Nasıl Yapılır?
Vitrektomi ameliyatında göze birkaç adet mikrocerrahi kesi ile giriş yapılır. Mikrocerrahi mikroskobu ve gözün arka segmentinin görüntülenmesini sağlayan özel lensler yardımı ile vitreus jelinin temizlenir. Beraberinde retina önündeki zarlar ve retina yırtığı çevresi temizlenir. Retina altına girmiş olan sıvı emilir ve retina beslendiği damar yapılarıyla temasa geçirilir. Göz içine sıvı, gaz veya slikon tampon konarak ameliyata son verilir.

Vitrektomi Ameliyatında Nasıl Anestezi Yapılır?
Vitrektomi ameliyatında anestezi şeklini belirlemede; hastanın yaşı ve mevcut hastalık çok önemlidir. Genel anlamda hastalarımızın %80 kısmı lokal anestezi ile uyutulmadan ameliyat edilebilmektedir. Lokal anestezi sonrasında hastanede kalış süresi kısaltılmış olmaktadır.

Vitrektomi Ameliyatından Sonra Nelere Dikkat Etmek Gerekir?
Ameliyat sonrası çoğunlukla dikiş kullanılmadığı için birkaç gün yatak istirahati gereklidir.   
1.    Göz darbe ve baskılardan korunmalıdır. İlk 5 gün su temasından sakınılmalıdır. 

2.    Eğer sadece vitreus jeli hastalığı varsa hastaya yatış pozisyonu verilmez. Beraberinde retinal hastalık varsa göz içine konan tamponadla beraber hastanın 3-5 gün yüzü koyun yatması gerekir. 

3.    Ameliyattan sonra 2 hafta boyunca göz damlaları şeklinde ilaç kullanması gerekir ve ilaçlar doğru ve zamanında kullanılmalıdır. Damla; yatar pozisyonda göze ve kirpiklere değdirilmeden, alt kapağı aşağı çekerek gözün içine uygulanmalıdır. Kullanılacak birden çok damla varsa, damlalar 10’ar dakikalık aralarla damlatılmalıdır.

4.    Göz içine vitrektomi ameliyatında gaz verilmişse gözün önünde siyah bir karartı hissedilmesi ve görme seviyesinin az olması  normaldir. Göz içi gazın türüne göre 2-8 hafta kadar gözde kalır ve bu süre içinde görmeyi engellemesi normaldir. Gaz verilen hastaların uçak ile seyahat etmesi yasaktır! Gaz tamamen çekilinceye kadar diğer seyahat araçları tercih edilmelidir. Herhangi bir nedenle genel anestezi alma gerekirse (acil durumlarda) mutlaka anestezi doktoruna gözde gaz olduğu bilgisi verilmeli ve ona göre uygun anestetik madde seçimi sağlanmalıdır.

5.    Göz içine silikon yağı verilmişse genellikle 3-6 ay süreyle gözde bırakılır ve sonrasında alınması için  bir ameliyat daha yapılır. Silikon bir süre sonra bozularak göze zarar verme ihtimali (gözün kızrması, göz tansiyonu artması vb) olduğundan mutlaka hastanın aralıklarla kontrolü gereklidir. Silikon alınması sonrası retina dekolmanının nüks etme riski olduğu da unutulmamalıdır.

Vitrektomi Ameliyatından Sonra Görme İyileşmesi Ne Zaman Sağlanır? 
Ameliyat sonrası görme tahmini yapmanın en zor olduğu ameliyat vitrektomi ameliyatıdır.  Retinanın beynin uzantısı olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır. Vitrektomi ameliyatı ile hasarlı, daha önce lazer, iğneler yapılmış veya travma almış retina dokusu tamir edilmeye çalışılır. Yani anlaşılacağı üzere vitrektomi ameliyatı ile doku değişimi değil, doku tamiri yapılır. İlk amaç ameliyat ile anatomik başarıyı elde etmektir.  Fonksiyonel başarıya sinir dokusunun tekrar görme fonksiyonunu yerine getirmesi görmeyi sağlayan hassas yapılarının operasyon öncesinde ne kadar etkilenmiş olduğuna ve vitrektomi ameliyatı gerektiren hastalığa bağlı olarak değişmektedir.

Gözün en önünde kornea denilen saydam tabaka bulunur. Kornea tabakası; cisimleri net olarak görebilmemizi sağlayan, gözün kırma derecesini belirleyen en önemli optik unsurdur. Kornea normalde saat camı veya kubbe gibi gözün ön kısmını örter . Keratokonus hastalarında ise kornea şekli bozuktur kornea öne doğru sivrileşir, bombeliği artar, dikleşir ve zamanla yerçekimi etkisiyle bu bombelik aşağı doğru sarkma ve kornea merkezinde aşağı yer değiştirme ile sonuçlanır. Bu şekil bozukluğu da hastada giderek artan miyopa, astigmata ve gözlükle düzeltilemeyen görme bozukluğuna yol açar. 

Hastalık genetik özellik gösterebilir ve keratokonus hastalarının yakınlarında da yüksek astigmat veya keratokonus sık görülür. Sürekli artan düzensiz astigmatizma, miyopi vardır, genelde iki taraflı tutulum olsa da nadiren tek taraflı keratokonus vakaları da vardır.

Hastalık ilerleyen bir seyire sahip olduğundan tedavisi çeşitli aşamalardan oluşmaktadır. Buna göre öncelikle lens kullanamayan görme seviyesi düşük hastalarda görme keskinliğini artırmak için kornea içi halkalar yerleştirilir, hastalığı durdurmak amaçlı korneal kollagen çapraz bağlama ( CCL) ameliyatı yapılır tüm bunlara rağmen hastalık ilerler ve görme keskinliği çok düşerse kornea nakli gerekebilir.

Keratokonus’un Belirtileri
Keratokonus hastalığında başlangıç yaşı olarak belirli bir yaş bulunmamaktadır. Her yaşta ortaya çıkabilmektedir. Keratakonusun erken teşhisi önem arz etmektedir. Bunun için yüksek teknolojili tetkik cihazlarına ihtiyaç duyulur. Ersoy Sağlık Grubu’ nda kullanılan son teknolojiye sahip korneal topografi cihazları sayesinde keratokonus çok erken evrelerde teşhis edilebilmektedir.

* Net görememe, çarpık ve bulanık görme
* İlerleyici miyop ve astigmat
* Sık sık değişen gözlüğe rağmen gözlükle de net görememe
* Çift görme
* Gözde parıltı
* Göz yorgunluğu ile seyreden baş ağrıları
* Gözlerde ışığa karşı aşırı hassasiyet

Keratokonus’ un Teşhisi
Belirtileri genellikle ergenlik çağında ortaya çıkmaya başlayan hastalığın çocuk yaşta tanısı zordur, çok ayrıntılı muayenelerle belirlenebilir. Birçok hasta kendilerinde sadece "miyop astigmat" rahatsızlığı olduğunu zanneder. 20 ila 40 yaş arasında ilerleme gösterir. Bu dönemde gözlük numaraları sık sık değişmeye başlar ve hastalara her gittikleri göz uzmanı değişik numaralı gözlük reçeteleri verebilir. Gözlüğe rağmen hasta net göremeyebilir.

Gözlük kullanmak istemeyen Excimer Lazer tedavisi düşünen hastalarda kornea incelemesi için yapılan topografik tetkik sırasında keratokonus hastaları tesadüfen yakalanabilmektedir.

Keratokonus’ un Tedavi Yöntemleri
Gözlükler
Önce gözlükler denenir. Hastalığın başlangıç evrelerinde, gözlüklerle iyi bir görüş elde edilir. Ancak gözlük numaraları sık sık değişir.

Kontakt Lensler
Keratokonusta çeşitli tipte kontakt lensler kullanılır.

* Yumuşak Lensler
* Sert lensler

Cross-Linking (Çapraz Bağlama) Tedavisi
CCL tedavisinde amaç; korneayı oluşturan kollagen lifleri güçlendirmek, UV ışını etkisiyle kollagen liflerin kısalıp kalınlaşmasını, tekrar eski dayanıklığına ve dirençli hale kavuşmasını sağlamak ve hastalığın ilerlemesini durdurmaktır. Gözlük numarasında artış ile başvuran keratokonus hastalarında, crosslinking sonrasında numara artışının durmasının yanı sıra mevcut numaralarda da çok az miktarda (maksimum 1-2 derece azalma) olması beklenir.

Intra Corneal Rıng - ICR Tedavisi (Kornea İçi Halka)
Kornea içi halkalar, çeşitli kalınlık ve uzunluklarda üretilen saydam halkalardır. Keratokonusun evresine ve şekil bozukluğunun santralizasyonuna göre önerilen çeşitli kalınlık ve uzunlukta halkalar bazen tek, bazen çift olmak üzere farklı şekillerde uygulanabilmektedirler. 

Kornea içi halka tedavisi damla anestezisi ile yapılmaktadır. Kornea içi halkaların yerleştirileceği oluklar, mekanik yöntemle veya femtosaniye lazerle açılabilir, ideal olanı femtosaniye lazerle açılmasıdır. Çünkü lazerle yapılan operasyonda her şey bilgisayar kontrolünde olup oluşturulacak tünelin derinliği ve boyutları ideal olmaktadır. 

Kornea Nakli
Keratokonus hastalığında en son tedavi seçeneği kornea naklidir. Kornea nakli gözlük ve kontakt lenslerle yeterli görmesi olmayan, crosslinking ve kornea halka segmenti tedavilerinin sonuç vermediği veya bu tedavilerden fayda görmeyecek kadar ileri seviyede keratokonus hastalığı olanlara yapılmaktadır.

Göz yuvarlağının ortasında bulunan jel benzeri maddenin çevresini 3 tabakadan oluşan bir kılıf sarar. Ortadaki tabaka, "Uvea"dır. Uvea'nın iltihabına "Üveit" denir. Üveit, gözün, uvea adını verdiğimiz iris, koroid ve kirpiksi cisimden oluşan tabakalarının hepsini veya birini etkileyebilir.

Uvea, artık gözün ayrı bir uzmanlık alanı olarak kabul edilmektedir. Uvea ile ilgili hastalıkların tanı ve tedavisi, immunoloji (bağışıklık bilimi) ve genetik dallarındaki giderek artan gelişmelerle desteklenmektedir.

Tedavide başarıyı arttıran en temel faktörler erken teşhis, düzenli takip, uyumlu hasta hekim ilişkisi ve doğru tedavidir. Bu şartlar sağlandığında çoğu kez göz kurtarılabilir.

Tedavi tamamlansa bile, hasta en az üç ayda bir izlenmelidir. Hastalık sessiz olarak tekrarlayabileceğinden, kontrollere ara verilmemesi gerekir. Diğer organlarla ilgili farklı belirtiler hakkında da göz doktoruna bilgi verilmesi şarttır. Örneğin ağızda aft oluşu, ciltteki lekeler, romatizmal belirtiler…

Üveit son derece karmaşık bir hastalıktır ve her hastada farklı bir seyir izleyebilir. Tedavisi de hastalığın seyri gibi kişiye özeldir. Uygulanacak tedavide ilacın dozunun, uvea konusunda uzman ve tecrübeli hekimler tarafından belirlenmesi şarttır.

Üvetin Nedenleri
Üveit hastalarının %30-40'ında üveitin nedeni tam olarak tespit edilemez. Üveitler virüsler, mantarlar ve parazitler gibi etkenlerle oluşabileceği gibi, vücuttaki bir hastalığın gözdeki belirtisi olarak da ortaya çıkabilir. Bu yüzden çeşitli tahlillerle hastalıkları araştırmak gerekir. Ayrıca kollajen doku ve otoimmün kaynaklı olarak tanımladığımız sistemik hastalıklar eşliğinde de üveit oluşabilmektedir. Bunlara örnek olarak Behçet hastalığı, ankilozan spondilit ve romatoid artrit verilebilir.

Üveite Yol Açabilen Rahatsızlıklar
-Behçet Hastalığı
-Enfeksiyonlar (bakteri, virüs, parazit ya da mantarlar) başka bölgelerden göze yayılabilir; Tüberküloz, sifilis (frengi), herpes, toxoplazmoz, v.b.
-Göz travması ve ameliyatları
-Otoimmün reaksiyon (bağışıklık sistemi hastalıkları), romatizmal hastalıklar, ülseratif kolit, sarkoidoz.

Üveitin Belirtileri
Üveit gözün ön bölümünde oluştuğunda, gözde kızarıklık, bulanık görme, göz çevresinde ağrı, ışığa karşı hassasiyet ve uçuşmalar şeklinde belirti verir. Üveit gözün arka bölümünde yoğunsa, belirtiler çoğunlukla bulanık görme şeklindedir. Üveit görme merkezini tutarsa, ani görme azalması ve doku hasarına bağlı kalıcı görme kaybı meydana gelir. 
- Görmede azalma veya bulanıklaşma
- Göz ağrısı (Ağrı bazen görülmeyebilir)
- Işığa karşı hassasiyet ve gözde kamaşma,
- Gözde kanlanma
- Görme alanında oluşan lekeler
- Sinek veya nokta uçuşmalar

Üveitin Teşhisi
Ne şiddette olursa olsun, üveit acil bir hastalıktır ve erken teşhis önem arz etmektedir. Geç kalındığında hastalık görme azlığı ve göz bebeğinde şekil bozuklukları, katarakt ve göz tansiyonu yükselmesi gibi kalıcı yan etkiler bırakabilir.

Bazı hastalıkların tanısı çok tipik görünümü nedeniyle hemen konulabilir. Bu durumda bile, gözün arka bölümünün tutulması söz konusu ise görmenin ne derece tehdit edildiğinin anlaşılması ve tedavinin etkinliğinin izlenmesi için anjiyografi, ultrasonografi, ERG gibi ileri seviyede teknikler gerekli olabilir. Belirtiler başlayınca göz doktoruna muayene olmanız gerekmektedir; tedavi başladıktan sonra iç hastalıkları romatoloji birimi ile ortak araştırma yapılması gerekebilmektedir.

Üveitin Tedavisi
Üveitin tedavisinde önce altta yer alan neden araştırılır. Üveit tedavisi de hastalığın seyri gibi kişiye özeldir. Uygulanacak tedavide ilacın dozunun, uvea konusunda uzman hekimler tarafından belirlenmesi şarttır. Tedavide özellikle steroidli (kortizon) ve göz bebeğini büyüten damlalar sıklıkla kullanılmaktadır. Gözde daha derinlerde bulunan iltihaplarda sistemik ( ağızdan ) ilaçların kullanılması gerekebilmektedir. Bu ilaçlar ciddi yan etkileri olabilecek ve çok sıkı kontrol altında alınması gereken ilaçlardır.

Üveite bağlı olarak glokom, katarakt, neovaskülarizasyonlar (yeni damarların oluşması) gibi çeşitli komplikasyonlar ( yan etkiler) gelişebilmektedir. Arka bölümde gelişen koroidit gibi durumların başlangıcı daha yavaş, tedavisi daha zordur. Kalıcı görme azlığı daha sık görülür.

Kısaca;
* Üveit’e neden olan hastalık varsa onun tedavisi
* Bağışıklık sisteminin çalışmasını değiştiren ilaç kullanımı
* Koyu camlı gözlükler kullanılması (kamaşmayı azaltmak için)
* Uvea konusunda uzman göz doktorunun vereceği ilaç tedavisi: Oral kortizonlu ilaçlar ve kortizonlu göz damlaları
* Bulgular fazlaysa ve göz damlalarının yan etkisi oluyorsa araba kullanmak ve tehlikeli aktiviteler hekim tarafından kısıtlanabilir.

Hastaların sık ve iyi izlenmesi çok önemlidir, çünkü bazı önemli bulgular izleme sırasında ortaya çıkmaktadır. Sıkı takip sonucunda yeni gelişen şartlara göre tanı ve tedavi açısından gerekli değişiklikler çok hızlı bir şekilde yapılabilmektedir.

Konjonktivita; gözün beyaz kısmı olan sklerayı ince zar gibi bir tabaka ile kaplar. Bu tabaka, göz yüzeyini nemlendirmeye yarayan maddeler salgılar. Konjonktivit hastalığı; konjonktivita tabakasının iltihaplanması veya reaksiyonu sonucu oluşur. Bu iltihaplanma sonucunda konjonktivita tabakasının içinde bulunan ince damarlar belirginleşir ve göz kızarır. Gözde meydana gelen kızarıklıkların en belirgin sebebi konjonktivit olarak bilinmektedir.

Viral Konjonktivit
Sıklıkla bulaşıcı olan ve keratit dediğimiz korneanın etkilendiği durumun görüldüğü konjonktivit türüdür. Yaygınlığı dönemsel olarak değişmektedir. Koruyucu faktörlerin önemli olduğu konjonktivit türüdür. Okul vb. yaşam merkezleri bulaşıcılık açısından risk teşkil eder. Özellikle etkilenen çocukların okul ve evlerinde halı vb. ortak eşya kullanımından kaçınmaları gerekmektedir. Sıklıkla keratit dediğimiz korneanın etkilendiği durumun görüldüğü konjonktivit tipidir. Viral konjonktivit konusunda bilinçlenmek, bu hastalıktan daha etkin şekilde korunmamıza yardımcı olur. 

Viral Konjonktivit’in Tedavisi
Gözdeki ve göz kapaklarındaki şişliği ve ağrıyı azaltıcı göz damlaları kullanılır. Soğuk kompres rahatlatıcı olur.

Bakteriyel Konjonktivit
Bakteriyel Konjonktivit; gözü koruyan zarın bakteriler nedeniyle iltihaplanmasıdır. Hastalık sadece tek bir gözü etkileyebileceği gibi iki gözü birden de etkileyebilmektedir. Bakteriyel Konjonktivit genellikle soğuk algınlığı ile alakalı olan bulaşıcı bir rahatsızlıktır. 

Bakteriyel konjonktivitte enfeksiyon genellikle bir veya iki gün içinde farklı belirtilere neden olmaktadır. Gözde kaşıntı, kırmızılık olur ve göz aşırı gözyaşı üretebilir. Bazı insanlarda sabah aşırı kabuk birikimi nedeniyle gözleri açmak mümkün değildir.

Bakteriyel Konjonktivitin Tedavisi
Bakteriyel Konjonktivit rahatsızlığı bulunan çocukların hastalığı bulaştırma riskine karşılık öncelikle kalabalık ortamlarda bulunmamasına ve diğer çocuklar ile yakın temastan uzak durmasına dikkat edilmelidir. Tedavi altta yatan faktörlere, yaş gruplarına, rahatsızlığın süresine ve şiddetine göre uzman hekim tarafından belirlenir. İlaç olarak sıklıkla damla nadiren de sistemik ilaç kullanımı gerekebilir.

Alerjik Konjonktivit
Alerjik konjonktivit havadaki alerjiye neden olan maddelere göz tarafından verilen tepkidir. Tekrarlayıcı bir durum olan ve her iki gözü de etkileyen alerjik konjonktivitin potansiyel alerjenleri polen, hayvan tüyü, toz ve küftür. 

Hastalığın Belirtisi:Hastalığın en önemli belirtisi kaşıntıdır. Kaşınma semptomunun yanı sıra diğer klinik bulgular konjonktival enfeksiyon ve ödem, yanma, sekresyon ve kemozistir. Hastalık genellikle geçicidir. Konjonktivit; polenlerden kaynaklanıyor ise mevsimlik, hayvan tüyü, küf veya tozdan kaynaklanıyor ise bazen tek bir alerji krizi oluşabilir. 

Konjonktivitin En Sık Karşılaşılan Belirtileri
* Akıntı
* Kızarıklık
* Kaşıntı
* Bulanık görme
* Işığa karşı aşırı hassasiyet
* Yaşarma
* Çapaklanma
* Gözde yabancı bir madde varmış hissi oluşması
* Ağrı

Konjonktivitin Teşhisi
Konjonktivit hastalığının en önemli belirtisi göz kızarıklığıdır. Ancak göz kızarıklığına neden olan farklı ve ciddi göz hastalıkları bulunmaktadır. Öncelikle göz kızarıklığı ve diğer belirtiler görüldüğü takdirde mutlaka bir göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır.

Kırma Kusuru
Kornea gözün en ön kısmında yer alan saydam bir tabakadır ve göze ulaşan ışınların retina tabakası üzerine odaklanmasında görev alır. Kornea tabakası veya göz küresinin şeklindeki bozukluklar nedeni ile göze giren ışınlar görmeyi sağlayan retina (ağ) tabakası üzerine keskin bir şekilde odaklanamazsa oluşan görüntü bulanık olacaktır. Gözün odaklama gücündeki bu bozukluklara kırma kusurları adı verilir. Üç temel kırma kusuru vardır. Bunlar miyopi, hipermetropi ve astigmatizmadır. 

Miyopi
Göze paralel gelen ışınların retina önünde odaklanması durumudur. Miyoplar uzağı net göremezler. Ancak yakın görmeleri iyidir. Miyopi kornea tabakasının normalden daha dik veya gözün ön arka çapının normalden fazla olması durumunda ortaya çıkmaktadır. 6 dereceye kadar olan miyopiler basit miyopi, daha yüksek olanlar yüksek miyopi olarak adlandırılır. Yüksek miyopiler 20 yaştan sonra da artmaya devam eder ve retina tabakasında incelme, görme azalması ile sonuçlanır. Miyopi büyük oranda genetik yapı ile ilişkilidir. Genellikle 8-12 yaş arasında çocukluk döneminde fark edilir. Aile bireyleri arasında miyopi açısından benzerlik bulunmayabilir. 

Hipermetropi
Göze paralel gelen ışınların, retinanın arkasında odaklanması durumudur. Hipermetroplar özellikle yakın görmede zorlanırlar. Eğer hipermetropinin derecesi yüksekse bu hastalar uzağı görmede de zorlanacaklardır. Hipermetropi kornea tabakasının düz olması veya gözün ön arka çapının az olması durumunda ortaya çıkmaktadır. Hipermetropi gelişimi büyük oranda kalıtımsaldır. Ancak aile bireyleri arasında hipermetropi açısından benzerlik bulunmayabilir. 

Astigmat
Gözün değişik meridyenlerde ışınları farklı kırmasına bağlı olarak tek bir odak noktasının oluşmadığı durumdur. Bu hastalar hem uzak hem de yakın görmede problem yaşarlar. Hipermetropide genellikle kornea tabakasının farklı eksenleri farklı eğriliktedir. Astigmatizma miyopi ve hipermetropi ile beraber görülebilir. Astigmatizma da büyük oranda genetik yapıyla ilgilidir. Yine, aile bireyleri arasında astigmatizma açısından benzerlik bulunmayabilir. 

Presbiyopi
Gençlerde göz lensi yumuşak ve esnektir. Şeklini kolayca değiştirip uzaktaki ve yakındaki cisimlere odaklanmamıza olanak sağlar. Ancak göz lensi 40 yaşından sonra sertleşir ve esnekliğini kaybeder. Esneklik kaybından dolayı yakını görmek ve okuma zorlaşmaktadır. Bu normal durum presbiyopi olarak adlandırılır. 

Tedavi Seçenekleri
-  iLasik - (Bıçaksız Lazer Teknolojisi)
-  Lasik
-  Lasek
-  PRK
-  PTK
-  Multifokal

Halk arasında göz tansiyonu ve karasu adlarıyla bilinen glokom, milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir göz hastalığıdır. Göz içi sıvısının görme hücreleri ve görme siniri (optik sinir) üzerinde oluşturduğu normalden yüksek basınca glokom ya da göz tansiyonu denir. Tedavi edilmezse görme kaybına neden olabilir. Glokom tüm dünyada en sık kalıcı görme kaybı (körlük) nedenidir.

Glokomun Belirtileri
Glokom, göz içi basıncı görme sinirinde yavaş ancak ilerleyici bir zedelenme yaptığından dolayı genellikle ağrısız ve belirti vermeden gelişen bir hastalıktır. Hastaların çoğu kendilerindeki bu hastalığın farkına varamazlar. Glokomun çok ileri dönemlerinde ise görme alanındaki ileri derecede daralma hastalar tarafından hissedilir. Veya hastalığın son evresinde gözün ışığı bile seçemediği anlaşılır. Bu son dönemde ortaya çıkan kaybın artık tedavisi mümkün olmaz.

Glokomun daha az görülen tipinde ise bazı belirtiler kendini gösterir. Göz içi basıncı ani olarak yüksek değerlere çıkarak göz çevresinde ağrı, gözde kızarıklık, bulanık görme, bulantı, kusma ve ışıkların çevresinde halelerin görülmesi gibi belirtilere yol açar. Genelde 40 yaşından sonra görülme oranı yüksektir. Bu nedenle yılda 1 kez (özellikle ailede glokom hikayesi olan kişilerin) göz tansiyonu ölçülmesi gerekir.

Glokomun Tedavisi
Düzenli olarak göz uzmanınıza muayene olmak glokomu teşhis etmede en iyi yoldur. Glokomun dört temel testinden ilk ikisi olan Tonometri Testi ve Oftalmoskopi her muayenede mutlaka yapılır.

Glokom genellikle göz damlalarıyla kontrol edilir. Glokomda ilaç tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler sağlanmış, etkili yeni ilaçlar tedavinin başarısını büyük ölçüde artırmıştır. Ancak bazı durumlarda bu tür ilaçlar, çeşitli şikâyetlere neden olabilir.

Bu nedenle bu ilaçları kullanan hastaların dikkatli olmaları ve şikâyetleri olduğunda hekimlerine hızlıca iletmeleri istenir. İlaç tedavisinin yeterli olmadığı bazı durumlarda, lazer ve cerrahi tedavi uygulanır ve hasarın ilerlemesi durdurulmaya çalışılır.

Lazer tedavisiyle yanıt alınmadığı veya lazer tedavisinin etkisi kaybolduğu durumda cerrahi yöntemler uygulanır. Bilinen glokom ameliyatlarında başarı oranı yüksek olup hastada fazla doku tahribi yapmayan, trabektom cihazı kullanılmaktadır. Ersoy Sağlık Grubu’nun uzman doktorları tarafından düzenli aralıklarla yapılan muayeneler, glokomun erken tanı ve tedavisi için etkin bir yol sunar.

Göz biliminin; göz kapakları, gözyaşı yolları ve göz çukuru hastalıklarıyla ilgilenen branşı olan oküloplasti (göz estetiği), göz torbalarının alınmasından protez göze, göz içi tümör ameliyatlarından botoksa kadar her türlü tedavi ve estetik cerrahi uygulamalarını içerir.

Ersoy Sağlık Grubu, deneyimli doktorları ve en son teknolojinin kullanıldığı oküloplasti için özel tasarlanmış ameliyathaneleri, ameliyatlarda sadece kişiye özel kullanılan ilaç ve tıbbi malzemeler ile Türkiye’nin önde gelen göz merkezlerindendir.

Göz Çevresi Estetik Problemleri

Göz Kapağı Estetiği (Blefaroplasti)
Göz çevresinde bulunan fazla, sarkan veya torbalar oluşturan deri ve deri altı yağ dokusunun kısmen çıkartılıp kısmen de onarılarak göz çevresinin sağlıklı ve estetik bir görünüme kavuşturulduğu ameliyatlara bleforoplasti adı verilir.

Bazı kişilerde sarkık göz kapakları ya da belirgin gözaltı torbaları aileseldir ve çok genç yaşlarda bile kendisini belli eder. Çoğu kişide ise yaşlanmayla beraber gelişen bir süreçtir. İlerleyen yaşla birlikte üst göz kapağı derisi gevşeyip esneyerek zamanla ikinci bir kat oluşturur. Derideki gevşemeye ek olarak göz küresinin etrafındaki yağ yastıkçıkları da zamanla öne doğru gelerek fıtıklaşır. Bunun sebebi bu yağ yastıkçıklarını yerinde tutan dokunun yaşla birlikte zayıflaması ya da bu yağ dokusunun miktarının artması olabilir.

Blefaroplastide cerrahi başarıda ve olabilecek problemlerin en aza indirilmesinde en önemli adım gözün ve özellikle göz kapaklarının detaylı muayenesinin yapılmasıdır. Göz kapağı estetiğinde ameliyat lokal anestezi altında yapılır. Kesiler alt göz kapağı kirpiklerinin hemen altından yapılır ve iyileştiğinde hemen hemen görünmez hale gelir. Belirgin torbalanma varsa yağ dokusu da çıkarılır veya normal yerine getirilir. Fazla deri bu kesi yerinden çıkarılır. Kesi ince dikişlerle kapatılır, dikişler 4-5 günde alınır veya kendiliğinden kaybolur.

Göz Altı Torbaları
İlerleyen yaş ve genetik nedenlerden dolayı bazı kişilerde gözaltı torbaları oluşur. Gözlerinizin etrafını çevreleyen kaslardaki gevşeme nedeniyle yağ tabakasının fıtıklaşmasıdır. Göz torbalarının alınması çok sık yapılan yanlış bir tedavi yöntemidir. Torbaları almak için oradaki yağ dokusunun azaltılması ciddi göz problemlerine neden olur. Yağı çıkartmak yerine yağın olması gerektiği yere iadesini yapmak gerekir.

Kapak Düşüklüğü (Pitozis)
Kapak düşüklüğü (pitozis) üst göz kapağı seviyesinin normalden aşağıda olmasıdır. Bu düşüklük göz bebeğini kapatarak görmeyi engelleyebilir. Cerrahi ile düzeltilir zayıf kası kısaltmak veya daha şiddetli olgularda bir askı kullanmak gerekir.

Yaşa Bağlı Göz Kapağı Değişiklikleri
Yaşlanma ile kaş ve göz kapaklarında düşme, alt göz kapağında içe veya dışa dönme, göz çevresinde torbalanmalar veya çöküklükler ile kırışıklıklar oluşur. Bu değişiklikler sadece yaşlanma ile değil, daha genç olan kişilerde de ailesel olarak da görülebilmektedir. Kapak çevresindeki değişiklikler kişiye mutsuz, yorgun ve uykulu bir görünüm verir. Tüm bu problemlere yapılan tetkiklerin ardından çeşitlerine göre farklı tedavi yöntemleri uygulanır.

Göz Kapağı Hastalıkları

Kapak Düşüklüğü (Pitozis)
Kapak düşüklüğü (pitozis) üst göz kapağı seviyesinin normalden aşağıda olmasıdır. Bu düşüklük göz bebeğini kapatarak görmeyi engelleyebilir. Cerrahi ile düzeltilir zayıf kası kısaltmak veya daha şiddetli olgularda bir askı kullanmak gerekir.

Göz Kapak Kenarının İçe Dönmesi (Entropion)
Göz kapak kenarlarının ve kirpiklerin içe dönmesi, gözün yüzeysel tabakalarında (kornea) harabiyete, batma, yaşarma, ağrı gibi belirtilere, ileri durumlarda korneada (gözün saydam tabakası) yara oluşmasına ve görme kaybına neden olabilir. Bu durum da cerrahi olarak düzeltilmelidir.

Göz Kapak Kenarlarının Dışa Dönmesi (Ektropion)
Alt göz kapağı kenarı dışa döner ve göze teması kesilirse, gözyaşı dağılımı yeterli olmaz. Bu durum kuru göze ve enfeksiyona yol açabilir. Yaşarma, batma, yanma gibi belirtiler oluşabilir. Cerrahi girişimle tekrar normal kapak pozisyonu sağlanır.

Göz Kapaklarının İstemsiz Sıkılması (Blefarospazm)
Bu sorun kadınlarda daha sık görülür, genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkar. Nedeni, göz kapaklarını kapatan kasların hastanın iradesi dışında aşırı biçimde kasılmasıdır. Tedavi için öncelikle botulinum toksini adı verilen ilaçlar kullanılır.

Göz Kapaklarının Çok Açık Olması (Kapak Retraksiyonu)
Normalden geniş kapak aralığı vardır ve göz kuruluğuna yol açabilir. Neden, çoğunlukla tiroit (guatr) hastalığıdır. Kapak düşüklüğü ameliyatından sonra aşırı düzeltme sonucunda da ortaya çıkabilir. Ameliyatla düzeltilebilir.

Arpacık
Arpacık, gözyaşı bezleri enfeksiyonlarından biridir. Hastalık, aniden, 1-2 gün içerisinde oluşur ve gözdeki batma, göz kapağındaki gerilmelerle beraber bölgesel şişlik, sıcaklık, kızarıklık ve ağrı ile birlikte kendini gösterir. Erken teşhiste antibiyotikli damlalar, merhemle ve sıcak kompres ile arpacık oluşumunun önüne geçilebilirken, tanıların genelde 1-2 günü aşması nedeniyle, hastalık daha geç düzelmektedir. Tedavi edilmeyen arpacıklarda son dönemde kist (şalazyon) oluşmaktadır. Şalazyonun tedavisi cerrahidir, oluşan kist ameliyat ile boşaltılır.

Kirpik Batması
Kirpiklerin içe dönmesine “trikiyazis” denir. İçe dönük kirpikler estetik olmayan görüntünün yanısıra, gözde batma, rahatsızlık hissi yaparlar. Bu kirpikler korneaya sürtünerek, zarar verirler. Korneada kalıcı izlere yol açarak, görmeyi azaltabilirler. İçe dönük kirpik kökleri koterle yakılır. Kalıcı bir tedavidir, birden fazla seans gerekebilir veya içe dönük kirpik kökleri “kriyo” denen cihazla dondurulur. Eğer içe dönük çok fazla kirpik varsa, o kirpik sırasının olduğu cilt cerrahi olarak çıkartılır.

Yüz Felci
Kaş, göz kapakları ve yüzün hareketlerini sağlayan sinirin (fasiyal sinir) herhangi bir nedenle çalışmaması sonucunda yüz felci oluşur. Bu durum doğuştan olabileceği gibi, tümör, enfeksiyon, yaralanma ve damar hastalıkları sonucunda da ortaya çıkabilir. Geçici felç durumunda gözü korumak amacı ile tıbbi tedavi uygulanır. Kalıcı felçte ise, tıbbi tedavinin yanı sıra üst göz kapağına altın ağırlık yerleştirme, kapanamama ve şekil bozukluklarını düzeltmek için değişik cerrahi tedaviler uygulanmaktadır.

Protez Göz Sorunları (Orbital İmplant)
Göz protezleri, gözün kazalar veya hastalıklar sonucu, cerrahi olarak alınması halinde kullanılır. Bu protezler görmeyi sağlamaz ama estetik olarak iyi bir görüntü sağlar. Görmeyen gözler, estetik olarak hoş olmayan bir görüntü yarattıklarında veya ağrılı olduklarında alınırlar. Gözün ameliyatla alınması çeşitli tekniklerle yapılır. Göz protezleri kimi durumlarda da göz alınmadan uygulanır. Normalden küçük olan (fitizik) gözlerde, protez kişinin kendi gözünün üstün yerleştirilebilir. Bu uygulama yapıldığında, kullanılan göz protezine “skleral kabuk” adı verilir.

Orbita İltihaplanmaları
Mikrobik etkenlerle oluşan enfeksiyonlara “selülit” denir. Bazı hallerde mikrobik olmayan, vücudun bağışıklık sistemi ile ilişkili orbita iltihaplanmaları olur, bunlar idyopatik orbita inflamasyonu, psödotümör olarak isimlendirilir. Erken ve uygun bir şekilde tedavi edilmediğinde görmeyi ve yaşamı tehdit edecek boyutlara ulaşabilir. Tedavisi hastaneye yatırılarak yapılmalıdır. Apseleştiği takdirde antibiyotik tedavisine ek olarak cerrahi girişim gerekir.

Orbita Tümörleri
Tüm orbita hastalıklarının yaklaşık %20’sini tümörler oluşturur. Orbitanın iyi huylu tümörleri genellikle yavaş büyür. Gözde öne doğru itilme, çift görme ve görme bozukluğu gibi belirtiler uzun süre içerisinde yavaş bir şekilde gelişir. Kötü huylu tümörlerde ise bu belirtiler kısa sürede gelişir.

Orbita Yaralanması
Orbita yaralanmaları birçok bakımdan önemli ve özelliklidir. Hayati organlara yakınlığı dolayısı ile orbita yaralanmalarında hayati tehlike de olabilir. Dolayısıyla, hasta öncelikle beyin fonksiyonları ve solunum yolları bakımından değerlendirilir. Orbita yaralanmalarında gözün etkilenme oranı da yüksektir. Bu bakımdan gözün durumu öncelikli olarak değerlendirilmelidir.

Doğuştan Gözün Küçük Olması veya Yokluğu
Doğuştan olan göz yokluğuna konjenital anoftalmi denir. Gözün büyüklüğü ve varlığı göz çevresindeki dokuların gelişimini sağladığı için gözün gelişmemiş olduğu durumda göz kapakları, göz çevresindeki yumuşak dokular ve kemik çerçeve yeterli büyüklüğe ulaşmaz. Erken müdahale edilmezse yüzde şekil bozukluğu yapar. Doğuştan olan göz küçüklüğüne konjenital mikroftalmi denir. Göz yokluğuna göre (anoftalmi) daha hafif bir tablodur. Bulguları benzerdir; tedavide aynı prensipler uygulanır.

Göz Yaşı Sistem Hastalıkları

Göz Kuruluğu
Göz kuruluğu çoğunlukla uzun süre bilgisayar kullanmak zorunda olanlar, uzun süredir kontakt lens kullananlar, alerjik konjonktiviti olanlar ve menopoz sonrası kadınlarda görülmektedir. Hastalarda en önemli belirtiler gözde kuruma hissi, yanma, batma ve sulanmadır. Tedavide hafif vakalarda eksiği yerine koyma prensibine göre, suni gözyaşı damlaları kullanılır. Ağır göz kuruluğu daha farklı ve ciddi tedaviler gerektirmektedir.

Sonradan Gelişen Gözyaşı Kanalı Tıkanıklıkları
Doğuştan olmayan gözyaşı kanalı tıkanıklığının çoğunlukla sebebi belli değildir. Tıkanıklığın yeri, gözyaşı kesesi ile kanalın birleşim yerindedir. Kadınlarda daha sık görülmektedir. Nadiren bu bölgenin yaralanma veya tümörleri de gözyaşı kanalında tıkanıklığa neden olabilirler. Belirtiler önce zaman zaman sulanma ile başlar; daha sonra sulanma sürekli olur ve birlikte çapaklanma görülür. Esas tedavisi cerrahidir.

Doğuştan Gözyaşı Kanalı Tıkanıklıkları
Gözyaşı boşaltım yolları doğumdan sonra da gelişmeye devam eder. Bebeklerin bir kısmında doğumdan sonra kanalın gelişimi tamamlanamadığında gözde sulanma, çapaklanma görülebilir. İlk 6 ay içerisinde hastaların büyük bir kısmında kanal kendiliğinden açılır ve belirtiler ortadan kalkar. Kanal açılıncaya kadar çapaklanması olanlara antibiyotikli damla önerilir. Ayrıca kanalın açılışını çabuklaştırmak için ebeveynlere baskılı masajı nasıl yapacakları öğretilir.

Gözyaşı Sistemi Tümörleri
Gözyaşı bezi tümörleri yetişkinlerde daha sık görülür. İyi huylu (selim, benign) olanları yanında kötü huylu olanları (habis, malign) da vardır. Tedavisi tümörün cinsine göre değişmektedir.

Göz Yaşarması
Göz yaşarması, gözyaşı üretiminin fazlalığından, gözyaşı boşaltımının yavaşlamasından veya durmasından kaynaklanır. Gözyaşı üretiminin artışı; göze kaçan bir yabancı cisim, enfeksiyon veya alerjik hastalıklar gibi çeşitli etkenlerle ortaya çıkmaktadır.Bu etkenler ortadan kalktığında göz yaşarması da kaybolacaktır.

Gözyaşı Yolları Yaralanmaları
Genellikle göz kapağı yaralanmaları ile birlikte görülür. Erken ve uygun tedavi edilmediği takdirde gözyaşı yollarında kalıcı tıkanma, sürekli sulanma ve çapaklanmaya neden olabilir.

Göz Muayenesi
Gözlerimiz duyu organımız arasında bize hayata bağlayan, algılama yeteneğimizi harekete geçiren en önemli organımızdır. Gözlerin düzenli şekilde muayene edilmesi sağlıklı bir yaşam için son derece önemlidir.

Gözlerle ile ilgili herhangi bir problem olmasa bile olası risklerin erken tespiti için uzmanlar yılda bir göz muayenesi önermektedir. Çocuklarda bu süre 6 ayda bir, hatta bazı özel durumlarda hekimin önerisi ile daha sık olabilir.

Unutulmamalıdır ki, göz muayenesi ile şeker hastalığı, beyin tümörlerine kadar birçok hastalık hakkında fikir vermektedir.

Göz Muayenesinin Aşamaları

Görme Keskinliği Testi
İnce detayları görebilme yeteneği, giderek küçülen rakamlardan oluşan testlerle eşliğinde ölçülür.

Gözlük Muayenesi
Gözde oluşan kırma kusuru nedeniyle net görememe durumu gözlük ihtiyacını doğurur.

Göz Kapakları Muayenesi
Göz kapakları, gözyaşı bezleri, gözyaşı boşaltım sistemi ve göz etrafındaki alanlar incelenir.

Göz Kasları Muayenesi
Gözün iç kasları, gözbebeğinin hareketini kontrol etmektedir. Gözün dış kasları da gözlerin paralel durmasını sağlar. Şaşılık ve çift görme muayenelerinde göz kasları incelenir.

Göz Tansiyonu Ölçümü
Otomatik ya da manuel yöntemler yardımı ile göz içi basıncı saptanır. Glokom hastalığının erken teşhisi için ölçümler önem taşır.

Biomikroskobik Muayene
Özel cihazlar yardımı ile kornea, iris, lens ve retina tabakasının detayları incelenir.

Göz Dibi Muayenesi
Bu muayene ile retina dekolmanı, glokom, hipertansiyon, beyin tümörü ve vücuttaki çeşitli hastalıkların belirtiler saptanabilir.

Retina, gözün arkasında ışığı algılayarak görüntüyü beyine ileten sinir tabakasıdır. Göz bir kamera gibidir. Gözün ön bölümünde bulunan mercek (lens) ışığı retina üzerine odaklar. Retinada oluşan hastalıklar doğrudan görme duyumuzu tehdit ettiğinden erken teşhis, koruyucu tedavi ve geç kalınmadan yapılacak doğru cerrahi girişim hayati önem taşımaktadır.

Retina Hastalıkları
-Sarı nokta hastalığı (Görme noktası)
-Şeker hastalığına ve hipertansiyona bağlı kanamalar ve yeni damar oluşumları
-Retina altında sıvı birikmesi, retina ödemi
-Retina damar tıkanmaları
-Görme noktası (Makula) delikleri
-Vitreo-retinal yüzey bozuklukları
-Retina dekolmanları
-Retina iltihapları
-Kalıtsal retina hastalıkları
-Retina yabancı cisimleri

Retina Hastalıklarının Belirtileri
-Ani veya yavaş görme kaybı (Genellikle ağrısız),
-Işık çakmaları,
-Kırık - eğri görme (Özellikle düz çizgilere ve kenarlara bakıldığında),
-Göz önünde oluşan koyu cisimler, görüşün perdelenmesi, sinek uçuşmaları,
-Görüş alanında karanlık bölgeler.

Retina Dekolmanı
Retina dekolmanı, retinanın en dış katı olan retina pigment epiteli (RPE) ile fotoreseptör (ışığa hassas) katları arasında sıvı birikerek, sinir-duyu katmanının RPE den ayrılmasıdır. Dekole (ayrılmış) retina bölgesinde görme fonksiyonunun kaybı, tam görme kaybına kadar ilerleyebilir.

Retina Dekolmanın Nedenleri
Retinanın bulunduğu yerden ayrılması, retinada yırtık oluşması, koroid tabakasından retina altına aşırı sıvı sızması ve retinanın bir veya daha fazla noktadan öne doğru çekilmesi ile olur. (Şeker hastalığına bağlı Traksiyonel Dekolman)

Retina Dekolmanının Belirtileri
Retina dekolmanı, aciliyet gösteren ve görme kaybı ile sonuçlanabilen bir hastalıktır.

Teşhisi büyük önem arz eden hastalığın belirtileri şunlardır:
-Göz açık ya da kapalı iken hissedilen ışık çakmaları,
-Daha fazla sayıda uçan cisimlerin ani olarak ortaya çıkması,
-Görme alanı içinde herhangi bir yönden gelişen gri-siyah perde,
-Göz kırpma ile geçmeyen görme bulanıklığı ya da görme kaybı.

Retina Dekolmanının Teşhisi
Retina çevresindeki ince ve bozulmuş olan sahaları, buradaki delik, yırtık ve dekole olan bölgeleri tespit etmek için göz bebekleri damlalar ile genişletilir. Göz hekimi çeşitli mercekler kullanarak muayene mikroskobuyla gözün içini çepeçevre inceler. Bunun sonucunda göz içinde oluşan yırtık veya dekolman tespit edilmiş olur. Gerekirse göz ultrasonografisi ve göz tomografisi yapılır.

Retina Dekolmanın Tedavisi
Retina dekolmanı geliştiyse, cerrahi müdahele yani ameliyat gereklidir. Ameliyat yöntemi, retina dekolmanına sebep olan retina yırtığının sayısına, büyüklüğüne, yerine, şekline ve retina dekolmanının süresine göre değişebilmektedir.

Yırtık veya delikler, retinada dekolman gelişmemişse argon lazerle tedavi edilirler. İleride yırtık oluşturabilecek bazı ince ve yapısı bozulmuş sahalar lazer ile kontrol altına alınabilir.

Argon lazerle yapılan yırtık ve dejenere saha tamiri ağrısız bir işlemdir. Günün birinde aynı gözün başka bir bölgesinde de yırtıklar oluşursa yine göz içi dekolman tehlikesiyle karşılaşabilinir.

Bu yüzden retinasında problem olan hastalar sık sık göz dibi muayenesinden geçirilirler. Retina dekolmanı gelişen hastalarda tek tedavi cerrahidir.

Cerrahi tipleri çeşitlilik gösterse de, hastalığın tedavisi yırtıkların kapatılması ve çekintilerin azaltılması prensibine dayanır. Dekolmanlı gözlerde cerrahi lokal veya genel anestezi altında Ersoy Sağlık Grubu’nun deneyimli ve alanında uzman doktorları tarafından titizlikle yapılmaktadır. Cerrahi yöntem olarak dikişsiz "(23G)" yöntemi uygulanmaktadır.

Vitrektomi ameliyatı ile göz içine girilerek yırtığa neden olan vitreus alınarak, retina yatıştırılıp, yırtık kapatılır, etrafına lazer uygulanır ve tekrar açılmaması için göze özel gazlar veya silikon yağ verilir. Dev yırtıklı dekolmanlarda ve diyabetik retinopatinin ileri evrelerinde gelişen traksiyonel dekolmanda, travma ve göz içi yabancı cisime bağlı retina hasarlarında genellikle vitrektomi uygulanır.

Miyop, hipermetrop ve astigmat tedavisinde lazer tedavisi için yeterli miktarda kornea dokusu olmayan veya gözlük dereceleri lazer ile düzeltme sınırlarının üzerinde olan kişilere alternatif tedavi yöntemi olarak uygulanan cerrahi fakik göz içi implantasyonudur.

Gözün içerisine yapay numaralı bir lens yerleştirilmesi prensibine dayanan Fakik ICL yöntemi ile 7 diyoptriden 25 diyoptriye kadar miyoplar, 5 diyoptriden 13 diyoptriye kadar hipermetroplar tedavi edilebilmektedir. 

Operasyon, 18 yaşından büyük olan, gözünde glokom, retina hastalıkları ve kataraktı olmayan hastalara yapılır. Tedavinin hastanın göz yapısına uygulanıp uygulanamayacağının kesin kararı, detaylı göz muayenesi ile ortaya çıkabilir.

Detaylı göz muayenesi sonrası gözü uygun olan hastalara genel anestezi uygulanır. Hasta herhangi bir ağrı duymaz. Hasta uyutulmadığı için hekimle konuşabilir. Korneadan 3,2 mm genişliğinde özel bir tünel ve iki adet yan giriş açılmasına takiben mercek göz içine özel bir aparat yardımı ile katlanarak konur ve teorik ise astigmat yönüne döndürülüp bırakılır. Ameliyat esnasında gözün doğal merceği korunur, yapay mercek ona dokunmayacak şekilde iris ile lens arasına yerleştirilir.

Ameliyat ortalama 15-20 dk sürer ve gözler tek tek ve farklı zamanlarda ameliyat edilir. Ameliyattan 5 gün sonra gözler su ile yıkanabilir ve 20–30 gün sonra ise denize girebilir. Hastaların 24 saat öne eğilmesi kısıtlanmalıdır. Ancak daha sonra hareket kısıtlamaya genellikle gerek yoktur.

Şaşılık, her iki gözün birbiriyle olan paralelliğini yitirmesidir. Her bir gözde altışar adet göz dışı kas bulunmaktadır. Bunların birinde veya bir kaçında kuvvet azlığı ya da fazlalığı olması gözlerde kayma sebebidir. 

Gözde kayma olduğunda beyinde iki farklı görüntü ortaya çıkacağından, beyin kayan gözden gelen görüntüyü baskılayacaktır bu da derinlik hissinde ve her iki gözle sağlanan görüşte azalmaya sebep olacaktır. Erişkinlerde kayan gözden gelen görüntünün baskılanması artık yapılamadığından çift görme şikâyeti ortaya çıkar. 

Şaşılık tedavisinde erken teşhis, etkili tedavi için oldukça önemlidir. Her yaştaki çocuğa şaşılık muayenesi yapılabilmektedir. Ancak 4 yaş öncesi çocukların mutlaka göz muayenesinden geçmesi yararlı olacaktır. Teşhiste geç kalındığında ömür boyu sürecek estetik problemlerin yanı sıra kalıcı görme kusuru oluşmaktadır.

Şaşılık Çeşitleri
Şaşılıklar gözlerin kaydığı yönlere göre adlandırılır:
- Yukarıya Şaşılık (Hipertropya)
- Aşağıya Şaşılık (Hipotropya)
- İçe Şaşılık (Ezotropya)
- Dışa Şaşılık (Ekzotropya)

Şaşılığın Sebepleri
Şaşılığın nasıl meydana geldiği tam olarak bilinmemektedir. Gözlerin hareketi 6 adet kas tarafından meydana getirilir. Bu kaslar, gözleri sağa, sola, yukarı ve aşağı doğru hareket ettirirler. Bu kaslar uyum içerisinde çalışmalıdır. Hareket halindeki herhangi bir nesneyi gözlerimiz ile takip edebilmemiz için tüm bu kaslar, nesnenin gözlerimize göre yaptığı açıyı koruyacak şekilde kasılmalıdır. Bu kasların kasılması beynimiz tarafından kontrol edilir.

Şaşılık Tedavi Yöntemleri
Gözlük: Bazı tip şaşılıklar görme kusuruna bağlı olarak oluşur. Hasta gözlük kullanmaya başladıktan sonra şaşılık düzelir. 

Kapama Tedavisi: Bu tedavi yöntemi hastanın gözünde tembellik varsa uygulanmaktadır. 

Ortoptik tedavi: Bu tedavi her iki gözle görme yeteneğini ve derinlik hissini kazandırmak amacı ile göze uygulanan egzersizlerden oluşmaktadır. 

Botox tedavisi: Kaymaya neden olan kas içersine botilinum toksin enjeksiyonu yapıldığında gözde paralellik sağlanır, etkisi yaklaşık 6 ay kadardır ve daha çok sinir felcine bağlı şaşılıklar gibi özel durumlarda tercih edilen bir tedavi yöntemidir. 

Cerrahi müdahale: Şaşılık ameliyatları büyük çoğunlukla göz küresinin dışında yer alan kaslar üzerinde gerçekleşir. Şaşılığın düzeltilmesi ve gözler arasındaki paralelliğin sağlanması için muhtelif teknikler kullanılarak bu kasların güçleri arttırılır, azaltılır veya kasların etki noktaları değiştirilir.

Göz hastalıkları ile ilgili bilgi eksikliğinden kaynaklanan ihmaller sonucu çocuklarımız ileri yaşlarda tedavisi oldukça zorlaşan sorunlarla karşılaşabilirler. Pek çok önemli göz hastalığı küçük yaşlarda ortaya çıkar. Ancak erken teşhis ve doğru tedavi ile başarılı sonuçlar elde edilebilir.

0-16 yaş grubundaki çocukların gözlerini korumak için;
-İlk 1 yaşında
-Okula başlamadan önce,
-Okul süresince düzenli göz muayenesi yapılması gereklidir.

Ancak aşağıdaki belirtilerde vakit kaybetmeden çocuk göz hastalıkları alanında uzman bir göz hekimine (pediatrik oftalmolog) gidilmelidir.

-Bir gözü kısma ya da kapatma
-Siyah görünmesi gereken göz bebeğinde beyaz ya da puslu renk
-Cisimleri sürekli gözüne yakın tutma
-Başını bir yana eğerek bakma
-Gözlerini sık sık ovuşturma
-Bir veya iki gözün içe veya dışa kayması
-Prematüre doğum
-Ailede göz tembelliği teşhisi
-Ailede göz bozukluğu

Çocuklarda Göz Hastalıkları
-Bebeklerde Kornea Hastalıkları
-Göz Tembelliği
-Glokom (Göz Tansiyonu)
-Göz Kapağı Hastalıkları
-Göz Sulanması –( gözyaşı kanal tıkanıklığı)
-Gözde Çapaklanma ve Kanlanma
-Prematüre Retinopatisi (ROP)
-Bebeklerde Göz Tümörleri
-Renk Körlüğü
-Nistagmus (İstem dışı göz hareketleri)
-Doğumsal Katarakt
-Tedavi

İlk muayeneyi 1 yaşında yaptırmak oldukça önemlidir;
Düşük göz kapağı, Nistagmus adı verilen istem dışı göz hareketleri de bu dönemde erken teşhis edilerek tedaviye başlanabilir.
Katarakt, göz tansiyonu, retina problemleri gibi hastalıklara bu dönemde tanı konulması, geri dönüşü olmayan görme kayıplarını engelleyecektir. Katarakt veya gözün ağ tabakasındaki rahatsızlıklar 2-3 ay içinde kalıcı görme kaybı ve sonrasında yaşam boyu düzelmeyen göz titremelerine (nistagmus) neden olmaktadır.
6 ay -1 yaş arası muayene özellikle şaşılığın tespit ve tedavisi için son derece önemlidir. 6 aydan sonra devam eden kaymalar mutlaka tedavi gerektirir. Bu dönemde burun kökünün henüz gelişmemesine bağlı olarak gözlerde yalancı kayma denilen durum da görülebilir.

Katarakt, göz bebeğinin arkasındaki, şeffaf olan göz merceğinin görmeyi azaltacak derecede saydamlığını kaybederek bulanıklaşması ve net görmeyi engellemesidir. Mercek saydamlığını kaybetmeye başlayınca ışınların geçişi engelleneceğinden hastanın görüş netliği bozulmaya başlayacaktır. Kataraktlı gözlerde görme bulanıklığı, kataraktın derecesine göre, az bulanık görmeden başlayarak sadece ışık görecek dereceye kadar çok değişik seviyelerde olabilir.

Kataraktın Belirtileri
• Görmede azalma
• Puslu görme
• Çift görme
• Gözlerde çabuk yorulma
• Akşamları görme azalması
• Etrafın bulanık veya sarı görülmesi
• Gözlük ihtiyacının sık sık değişmesi
• Araba farları, sokak lambaları gibi parlak ışıkların etrafında halelenme ve gözü fazla rahatsız etmesi

Kataraktın en sık görülen belirtisi; görme keskinliğinin azalması ve bulanık görmedir. Hasta, görmesinin sürekli bulanık olmasından, görmesinin daha giderek kötüleştiğinden ve okuyamadığından şikâyet eder. Bazı katarakt türlerinde görülen tipik bir görme şikâyeti de gözün miyop hale gelmesidir. Kataraktı olan hasta, kataraktlı gözüyle cisimleri; bir tülün, bir filmin veya buzlu camın arkasından bakıyormuş gibi algılar. Renkleri bulanık ve soluk olarak görmeye başlar. Işık problemleri ortaya çıkar, hastanın gece araba kullanması giderek zorlaşır, keza kataraktı olan kimse, okurken ya da yakın işler yaparken yeterli ışık bulamamaktan yakınır. Genelde siyah olan göz bebeğinin rengi değişmeye başlar. Yavaş ilerleyen bir hastalık olan kataraktın bazı türlerinde yakın görme netleşebilir. Bu durum geçicidir. Başlangıç seviyesindeki kataraktlarda görme fazla etkilenmediğinden ancak detaylı muayenelerle teşhis edilebilir.

Kataraktın Tedavisi
Günümüzde gelişen katarakt cerrahisinde; özel durumlar dışında artık genel veya lokal anestezi uygulanmamaktadır. Hasta ameliyata sadece gözü uyuşturan ve 4-5 kez damlatılan damlalar ile hazırlanır.

Kataraktta tek tedavi yöntemi olan ameliyat, Ersoy Sağlık Grubu’ nun uzman kadrosu, kullandığı üstün teknolojik yöntemler ve kaliteli merceklerle sorun olmaktan çıkıyor. Kısa sürede tamamlanan ağrısız ameliyatlarda göz içine yerleştirilen yapay merceklerle görüş kaliteniz yükselir.

Gözyaşı tabakası, hemen göz üzerine yayılan bir mukus tabaka, ortada sulu tabaka ve en dışta yağlı tabakalardan oluşur. Bu üç tabakadan herhangi birinin eksikliği veya bozukluğu, göz kuruluğu şikâyet ve bulgularının ortaya çıkmasına neden olur.

Göz kuruluğu az bilinen türden bir rahatsızlıktır. Çoğu insan göz kuruluğunu alerjilere ya da mevsim değişikliklerine bağlamaktadırlar. Aslında gözleriniz göz yüzeyini korumak için gözyaşı tabakasına ihtiyaç duymaktadır. Göz yüzeyi bu sebeple hasar görebilir. Ortaya çıkan durum kronik bir gözyaşı sendromudur. Hasta eğer kontakt lens kullanıyor ise çok daha ciddi problemlerle karşı karşıya gelebilir. Göz kuruluğunun tedavi edilmediği durumlarda enfeksiyon riski çok yüksektir. Kontakt lens kullanan hastalarda göz kuruluğu yaşansın ya da yaşanmasın zaman içinde tedavi edilmezse kalıcı hasarlara neden olur.

Göz Kuruluğunun Belirtileri
Göz kuruluğu belirtileri değişkenlik gösterir. Hastalar yaşadıkları göz kuruluğu belirtilerini farklı şekillerde anlatırlar: Kaşınma, tahriş (irritasyon), ışığa duyarlılık, bulanık görme, hatta aşırı gözyaşı üretimi bildirebilirler. Bu belirtilerin herhangi birisiyle ya da bazılarıyla başa çıkmak, milyonlarca kişinin sorunudur. Bundan muzdarip olanların birçoğu, bunun "birlikte yaşamayı öğrenmekten" başka çaresi bulunmayan bir durum olduğuna inanmasına karşın, aslında tedavi edilmeyen kronik göz kuruluğu daha ciddi görme problemlerine yol açabilir. 

Göz kuruluğu hastalığı hafif, aralıklı ya da erken evrede ise hastada hafif yanma, batma, kızarıklık, gözde ağırlık hissi, karıncalanma, gözde yabancı cisim hissi gibi şikâyetler olur. Bu şikâyetler kişiden kişiye değişmekle birlikte genellikle hastanın günlük yaşantısını olumsuz yönde etkiler. Hastalık orta ve şiddetli evrede ise bu şikâyetler daha şiddetli ve sürekli olabilir. 

Göz kuruluğu durumunuzun gerçekten Kronik göz kuruluğu olup olmadığını ancak bir doktor belirleyebilir. Bu tanıyı koymak için, göz kuruluğu uzmanı yaşadığınız göz kuruluğu belirtilerini ve günlük yaşantınız üzerindeki etkilerini anlatmanızı isteyecektir.

Göz Kuruluğunun Sebepleri
Kontakt lens kullanımı 
Kontakt lens kullanımı gözyaşının daha hızlı buharlaşmasına neden olacağından göz kuruluğuna yol açmaktadır. 

Klimalı ortamlar 
Klima kullanımı ortamın kurumasına neden olarak gözyaşının buharlaşmasını hızlandırarak göz kuruluğuna yol açmaktadır. 

Lazer operasyonları 
Operasyonlara bağlı olarak göz yüzeyi ve gözyaşı salgı organları etkilenmektedir. 

Yoğun bilgisayar kullanımı 
Yoğun bilgisayar kullanımı sırasında gözyaşının göz yüzeyine yayılmasını sağlayan göz kırpma hareketi sıklığının azalması nedeniyle ve yine gözün olması gerekenden daha az kırpılması sonucu buharlaşma fazlalaşacağından göz kuruluğu görülmektedir. 

Sigara kullanımı 
Sigara dumanındaki maddeler göz yüzeyini olumsuz yönde etkilemektedir. 

Romatizma 
Bağışıklık sistemi ile ilişkili romatizmal hastalıklarda gözyaşı salgılayan bezler de hastalığa katılmaktadır. 

Kalp rahatsızlıkları ve diyabet 
Çeşitli kronik hastalıklarda özellikle doku beslenmesi bozukluğunda, gözyaşı bezleri de etkilenmektedir. 

Göz tansiyonu 
Bu rahatsızlığın tedavisinde kullanılan bazı göz damlaları göz kuruluğuna yol açabilmektedir. 

Yaşlılık 
Gözyaşı salgısı, erkek ve kadınlarda, ilerleyen yaşla birlikte azalır. 

İlaçlar 
Depresyon ilaçları, hormon ilaçları göz kuruluğuna neden olabilmektedir.

Çevresel faktörler 
Nemi düşük, sıcak veya rüzgârlı ortamlar, radyasyon, kimyasal maddeler, uygun olmayan ışınlar, yüksek yerlerde kalma (düşük oksijen basıncı nedeniyle) göz kuruluğuna neden olabilir.

Göz Kuruluğunun Tedavisi
Yaşam kalitemizi olumsuz yönde etkileyebilen göz kuruluğu, semptomları giderilebilen ve tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. 

Öncelikle hastanın göz kuruluğuna neden olan faktörlerden kaçınması gerekir. Örneğin az nemli, sıcak veya rüzgârlı ortamlar, radyasyon, kimyasal maddelere maruz kalma, yüksek yerlerde kalma (düşük oksijen basıncı nedeniyle) göz kuruluğuna neden olan dış faktörlerdir. Kişi bu ortamlarda sıklıkla bulunmazsa göz kuruluğu semptomlarında azalma görülür. Bunların yanı sıra klimaya da sürekli maruz kalınmaması faydalı olacaktır. Bilgisayar kullanımını aralıklı bir hale getirmek, sigara kullanımını azaltmak da göz kuruluğunda kişinin karşılaşacağı şikâyetleri azaltabilir. 

Ancak kişinin yaşam koşulları bu faktörlerle sürekli karşılaşmayı gerektiriyorsa ve bu faktörlerden kaçınamıyorsa hafif durumlarda suni gözyaşları kullanımı ile büyük rahatlama sağlanabilir. Suni gözyaşları kişinin gözyaşını takviye etmek, göz yüzeyini kayganlaştırmak ve böylece kişiye rahatlama sağlamak üzere doktor tavsiyesi ile kullanılabilir.

Yaşam şekli değişimi ile korunması
Hastalara yaşadıkları ev ve iş ortamında nemin artırılması önerilir. Ayrıca yoğun sigara dumanı ortamında bulunmamaları belirtilebilir. Ağır vakalarda, kozmetik olarak beğenilmese de, buharlaşmayı önleyici gözlük vb. araçlar verilebilir. 

Suni gözyaşı takviyesi
Suni gözyaşları, göz kuruluğunun başlıca tedavi yöntemidir. Dünya çapında kullanılan birçok suni gözyaşı bulunmaktadır. Aralarındaki farklılıklar, içerdikleri etken maddeye, ambalajına (çok kullanımlık şişe, tek kullanımlık ampul, vs) dayanır. 

Gözyaşı yapımını artıran ilaçlar
Bu ilaçlar gözyaşı üretimi ile gerekli dokularda etkilerini gösterirler ve kişinin doğal gözyaşı yapımını arttırırlar. 

Cerrahi müdahale
Gözyaşı kanallarına koyulan bir tıkaç sayesinde mevcut gözyaşının yüzeyde tutulması mümkündür.

1- Seker Hastalığı Hangi Sıklıkta Gözü Etkilemektedir?
Diyabetik retinopati dediğimiz şeker hastalığının gözÜ etkilemesi toplumdan topluma farklılık gösterse de yaklaşık 30% civarındandır.20 yılın üzerinde diyabeti olan yaklaşık her 4 hastanın 3 unde göz bir şekilde etkilenme oluyor.
Tip 1 şeker hastalarında tip 2 ye göre daha fazla görülmektedir.Gelişmiş ülkelerde 20-65 yaş arası en sık körlük nedenidir.

2- Seker Hastalarının Hepsınde Mı Göz Etkılenmektedir Yoksa Bunu Etkıleyen Faktorler Var Mı?
Burada en önemli faktör olarak diyabetin süresi etkili olmaktadır. Örneğin 30 yaşından önce diyabet tanısı alan hastalarda 10 yıl içerisinde % 50, 30 yıl içerisnde 90% gözün etkilendiğini görüyoruz.Bunun yanı sıra şeker seviyesinin nasıl seyrettiği de önemlidir. Bunların haricinde yuksek tansiyon, eşlik eden böbrek rahatsızlıkları , damar sertliği gibi rahatsızlıklar da diyabetik retinopatiyi hızlandırmaktadır.

3- Şeker Hastasının Muayenesinde Neler Yapılıyor?
Diyabeti olan hastalarda öncelikle görme keskinliğine bakıyoruz. Görme seviyesi bize etkilenmenin hangi düzeyde olduğunu ve tedavi sürecinde ne kadar fayda gördüğü konusunda yol gösteriyor.İleri evrelere göz tansiyonu da yukselebildiği için göz tansiyonu ölçümlerini yapıyoruz. Akabinde göz bebeğini büyüterek katarakt oluşumu var mı, retina tabakasında etkilenme  olmuş mu diye bakıyoruz. Retina tabakasında diyabete bağlı bulgular gördüysek, etkilenme durumuna göre göz anjiosu(ffa) veya retina tabakasının tomografisi(oct) çekiyoruz. Bunlar bize hangi tedaviyi uygulayacağımız konusunda bize yol gösteriyor.

4- Şeker Hastası Hangi Sıklıkla Muayene Olmalı?
Diyabet hastalığına bağlı etkilenme tanı koyulduktan sonra ilk 10 yıl içerisinde nadiren görülmekle birlikte 5 yıl içerisinde hatta tanı anında bile görülebiliyor. Erken dönemde göz etkilenmesine rağmen görme seviyesinde azalma görülmuyor ve hastalar farkına varmıyor. Bu yuzden diyabet tanısı alan her hasta göz doktoruna başvurmalıdır. Göz etkilenmediyse genellikle 6 ayda bir kontrol yeterli oluyor fakat etkilenme olduysa her ay gördüğümüz hastalar da var.

5- Şeker Hastalığında Göz Nasıl Etkileniyor?
Yuksek kan şekeri özellikle gözün arkasındakı retina tabakasını etkiliyor. Hastalığın esas zarar verdiği yer küçük kan damarları oluyor. Hastalık erken dönemlerde küçük kanamalar olarak ortaya çıkıyor. Zamanla görme merkezinde ödeme ve buyuk kanamalara ilerliyor. İlerleyen dönemlerde gözün arkasında beslenme bozuluyor ve yeni kırılgan damarlar oluşabiliyor. Bu damarlardan gözün vitre dediğimiz jel tabakasına kanama olabiliyor. Eğer kanama olursa görme aniden azalabiliyor.Tedavi edilmediği takdirde ileri seviyelerde retina tabakası yerinden kalkarak körlüğe kadar gidebiliyor.

6- Etkilenme Olduysa Tedavi Seçenekleri Nelerdir?
Öncelikle hastanın kan şekerini düzeltmesinin önemini vurguluyoruz. Yapılan tedaviler şeker düzeyi düzelmediği sürecegeçiçi bir çözüm olacaktır. Öncelikle her hastayı ayrı değerlendirmek gerekiyor. Aynı seviyede hastalığı olan genc bir hastayı yakın bir takiple izleyebilirken, genel durumu kötü olan yaşlı bir hastaya gözün içine enjeksiyon veya lazer tedavileri uygulayabiliyoruz.

Erken dönemlerde gördüğümüz kanama ve ödemi olan hastalarda görme seviyesi etkilenmediyse kan sekeri regulasyonuyla yakın takip edebiliyoruz. Görmesi azalmaya başlayan görme merkezinde ödemi ilerleyen hastalara göz arkasına enjeksiyon tedavisi uyguluyoruz. 
Bunun yanı sıra beslenme bozukluğu olan veya kırılgan damar oluşumu varsa lazer tedavisi yapıyoruz. 
Çok ileri seviyede olan veya retina tabakasının yerinden kalktığı hastalarda ise vitrektomidediğimiz cerrahi ile gözün arkasındakı jel tabasını temizleyerek retina tabakasını yatıştırıyoruz.

7- Gözün İçine Enjeksiyon Nasıl Uygulanıyor?
Ameliyathane şartlarında sterıl şartlarda uygulamaktayız. Hastanın gözünü damlayla uyuşturarark gözün renkli kısmının yaklaşık 3.5 mm yanından girerek gözün arkasına enjeksiyon yapıyoruz ve hastayı aynı gün taburcu ediyoruz. Yaklaşık 1 ay içerinde hastalar fayda görmeye başlıyor.

8- Lazer Tedavisi Nedir Nasıl Uygulanıyor?
Lazer tedavisini poliklinik şartlarında yapıyoruz. Hastanın gözüne damla damlattıktan sonra retina tabakasında gerekli bölgelere lazer atışı yapıyoruz. Tabi lazerden önce retinanın beslenme durumunu öğrenmek için göz anjiosu çekiyoruz. 
Anjionun sonucuna göre tek seans veya birkaç seans lazer tedavisi uygulayabiliyoruz. İşlem yaklaşık 15 20 dakıka suruyor ve hasta evine gidebiliyor. İşlemden sonra herhangi bir ağrı rahatsızlık hissetmiyorlar.

9- Cerrahi Olarak Ne Yapılıyor?
Eğer şeker hastalığı son seviyeye geldiyse vitrektomi dediğmiz cerrahi uygulanıyor. Bu cerrahiyle gözün arkasındaki jel tabaka temizleniyor ve hastanın gözünün durumuna göre ameliyat esnasında lazer tedavisi ve gözün içine silikon koyma gibi ek yöntemlere başvurulabiliyor. Bahsettiğim amelıyat en son secenek olarak karşımıza çıkıyor. Erken dönemde lazer veya enjeksiyon tedavileri alan bir hastanın nadiren cerrahiye ihtiyaç duyuyor. 

10- Şeker Hastası Görmesini Korumak İçin Ne Yapmalıdır?
Eğer diyabet hastası iseniz en azından yılda bir kere detaylı bir göz dibi muayenesi yaptırmalı ve şunları aklınızda tutmalısınız.
Daha önce de belirttiğim gibi gözünüz etkilense bile bunun farkına varamayabilirsiniz. İleri seviyelerde bile görmeniz azalmayabilir veya yavas yavas azalığı için anlayamayabilirsiniz.Düzenli göz dibi muayenesinin yanı sıra sıkı bir kan şekeri kontrolu gözünüzü korumak için yeterli olacaktır. 
 



  • Hekimlerimiz


    Göz Sağlığı ve Hastalıkları



    Göz Sağlığı ve Hastalıkları



    Göz Sağlığı ve Hastalıkları



    Göz Sağlığı ve Hastalıkları



    Göz Sağlığı ve Hastalıkları



    Göz Sağlığı ve Hastalıkları