Beslenme programının üç basit kuralı vardır:
Sağlıklı beslenmenin temel kuralları
Kaloriler hayatın yakıtıdır
Kaloriler hayatınızı sürdürmeniz için gereken enerjiyi verirler. Yediğiniz her yiyecekte belli miktarda kalori vardır. Besinlerle aldığınız kalorilerin kaynakları yağlar, karbonhidratlar ve proteinlerdir.
1 gram yağ = 9 kilokalori
1 gram karbonhidrat = 4 kilokalori
1 gram protein = 4 kilokalori
Yukarıda da belirtildiği gibi yağlar kalori açısından, hem karbonhidratlardan hem de proteinlerden iki kat daha zengindir. Vücudunuz yiyeceklerden gelen kalorileri alabilmek için besinleri karbonhidratlar, proteinler, yağlar, mineraller ve vitaminler gibi bileşenlerine ayırmak zorundadır. Bu bileşenler daha sonra kan dolaşımına katılırlar ve tüm vücuda dağılırlar.
Sindirimin gerçekleşmesi için de enerji gereklidir. Bu olaya termojenik etki denir.
Yiyeceklerin termojenik etkisi
Tüketilen her 100 kalori için yakılması gereken kalori miktarı:
Protein 25-40
Karbonhidrat 6-8
Yağ 3
Sizin de gördüğünüz gibi diyetsel yağın termojenik etkisi yok denecek kadar azdır ve bu nedenle doğrudan yağ olarak depolanır. Bu yakma işlemi yemekten hemen sonra başlar ve birkaç saat sürer. Yağdan zengin beslenme durumunda vücut aşırı yüklenir ve yakma süresi kısalır. Gün içinde ki birkaç hafif yemek, vücudunuza kalori yakması için ek fırsatlar kazandırır.
Karbonhidratlar
Karbonhidrat vücudun glikoza dönüştürebildiği her türlü maddedir. Glikoz hücrelerin enerji olarak kullandığı en önemli maddelerden biridir. Karbonhidratlar glikoza yıkılma özeliklerine göre basit ya da karmaşık olabilirler. Saf buğday ekmeği, şeker ve alkol kalori fazlalığı olduğunda kolaylıkla yağa dönüşebilen basit karbonhidratlara örnek olarak verilebilir. Yapraklı sebzeler, patates ve hububat ürünleri karmaşık karbonhidratlara örnektir. Bu grup yiyecekler sağlıklı olmanız için gereken bütün besinlere sahiptir ve beslenme programınızın temelini oluşturmalıdır.
Proteinler
Proteinler, vücudun en etkili kalori yakıcı bölümü olan kas dokusunu güçlendirmek açısından çok önemlidir. Protein ette, süt ürünlerinde ve daha az olarak hububat ürünlerinde bulunmaktadır. Yemeklerinizin yeterli miktarda protein içerdiğinden emin olun, ancak bu tür gıdaların yağdan da zengin olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Mümkün olduğunca yağ açısından fakir alternatifleri seçmeye çalışın.
Yağ
Yaşamın idamesi ve sağlık için çok önemli olan yağ, sadece fazla miktarda alındığında zarar verir. A, D, E ve K vitaminleri gibi önemli vitaminler için taşıyıcılık görevi yapar. Vücudun savunma sisteminde önemli bir rolü olan yağ, östrojen gibi homonların üretiminde ve depolanmasında görev alır.
Günümüzde, sağlık uzmanları sağlıklı bir diyette bulunması gereken kalori miktarının en fazla 1/3'ünün yağdan gelebileceğini belirtmektedirler.
Yağ kaybı sadece kilo kaybı demek değildir
Gerek hastalar, gerekse doktorlar başarı göstergesi olarak verilen kiloyu dikkate alma eğilimindedirler. Oysa bakmanız gereken şey nicelik değil niteliktir. Kilo kaybı yağdan ya da "yağ dışı kitleden" olur. Kilo kaybının ilk dönemlerinde bu yağ dışı kitle su iken, ilerleyen zamanlarda kas ağırlıklı olur. Kas dokunun kalori yaktığı, buna karşın yağ hücrelerinin ise depoladığı bilinen bir gerçektir. Kayıp, kas dokudan olduğunda vücudunuzun fazla kaloriyi yakma yeteneği de azalır. Hızlı kilo vermeyi sağlayan diyetler niceliği niteliğin önünde tuttuklarından kayıplar daha çok yağ dışı kitleden olur ve bu nedenle çok kısa süre içinde yeniden kilo alınır.
İdeal olanı kayıpların ¾'ünün yağdan ve ¼'ünün de yağ dışı kitleden olmasıdır. Yağ dokudan kaybetmeyi hedefleyen, yavaş ve sabit bir kilo kontrol programı bu amaca ulaşmak için yeterlidir.
Diyetinizdeki yağı kesin
Yağ beğenilen pek çok yiyeceğin tadına ve kokusuna güzellik kattığından, yiyeceklerinizdeki yağ oranını azaltmanız hiç de kolay değildir. Buna rağmen, beğenilerinizden çok fazla fedakarlık yapmadan da yiyeceklerinizdeki yağ miktarını azaltabilirsiniz.
Yiyeceklerinizdeki yağı azaltmanıza yardımcı olacak bazı öneriler:
Yiyecek Piramidi - Doğru seçim için rehberiniz
Günümüzde insanların çoğu arzuladıkları yiyeceklere kolaylıkla ulaşabilmektedir. Sosyal ve duygusal gereksinimlerimizi karşılayan, dengeli beslenmemizi sağlayan bütün yiyeceklerin hayatımızda yeri vardır. Yiyecekleri iyi ya da kötü diye sınıflamak ya da yasaklamak doğru değildir. Sağlıklı bir şekilde kilo vermenin anahtarı dengeyi bulmaktır. Yiyecek piramidi bu dengeyi oluşturmanıza yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır.
Herkesin günlük kalori ve besin gereksinimleri farklıdır. Bir beslenme uzmanı bu konuda size yardımcı olabilir. Kilo vermek ve sağlıklı yaşamak için piramidin tabanını oluşturan yiyeceklerden bol miktarda yemeli, tepesindekilerden ise mümkün olduğunca kaçınmalısınız.
İyi planlanmış dengeli bir yemek şunlardan oluşmalıdır:
%20-30 oranında yağ
%10-20 oranında protein
%50-70 oranında karbonhidrat
Kilo Kontrolünde Yiyecek Piramidi
Yağlar, tatlılar, alkol yağdan açısından zengin yiyeceklerSüt ürünleri Daha az yeyinEt, kümes hayvanları, balık, deniz ürünleri, yumurta, fındıkHububat ürünleri, tahıl ürünleri, pirinç, makarnaMeyveler Yağdan açısından fakir yiyeceklerSebzeler Daha çok yeyin
Bir porsiyon ne anlama gelir?
| Günlük Porsiyon Sayısı | |
| Hububat ürünleri (ekmek, tahıl ürünleri, pirinç, makarna) 1 dilim ekmek (30 gram) 1 kase hazır mısır gevreği (30 gram) ½ kase pilav ya da makarna (100 gram) ½ kase pişmiş bakliyat (100 gram) |
Her öğün 2-3 |
| Sebzeler 1 kase yapraklı pişmemiş sebze (50 gram) ½ kase pişmiş sebze (50 gram) ½ kase sebze suyu (180 gram) |
Her öğün 2-3 |
| Meyveler 1 adet orta boy meyve (100 gram) ½ kase dilimlenmiş meyve (125 gram) 1 kase taneli meyve (100 gram) ¾ bardak meyve suyu (180 gram) |
Yemeklerle birlikte ya da ara öğün olarak 1-2 |
| Süt ürünleri (süt, yoğurt, peynir) 1 kase süt ya da yoğurt (245 gram) Doğal peynir (45 gram) İşlenmiş peynir (60 gram) |
Kahvaltıda ve öğle yemeğinde 1-2 |
| Et ve bakliyat (et, kümes hayvanları, balık, kuru fasulye, yumurta, fındık) Pişirilmiş et, kümes hayvanı eti, balık (56-85 gram) ½ kase bakliyat ya da 1 yumurta = 30 gram et 1/3 kase fındık ya da türevi çerez = 30 gram et |
Herhangi iki öğünde bir 2 |
Sağlıklı yiyecek seçimi
Kilonuzu düzenlemeye yağ ve kalori içeriği düşük yiyecekleri öğrenerek başlayın. Bunun için yiyecek piramidinden yararlanabilir ve yemeklerinizi planlarken de aşağıdaki önerileri uygulayabilirsiniz.
İçecekler
Sebzeler
Kilo vermek için sebzelerden daha iyi bir yiyecek grubu yoktur. Sebzeler kalori açısından fakir, lif, mineral ve vitamin açısından zengindir. Hiç yağ içermedikleri ya da çok az içerdikleri için sağlıklı beslenmenize katkıda bulunurlar.
Süt ürünleri
Yumurta
Şekerler ve tatlılar
Otlar ve baharatlar
Taze otlar ve baharatlar kullanarak, yağ korkusu taşımaksızın yemeklerinize lezzet katmanız mümkündür. Bazı istisnalar dışında otlarda ve baharatlarda kalori ve yağ miktarı düşüktür.
Et, kümes hayvanları ve balık
Hububat ve tahıl ürünleri, pirinç, makarna
Yağlar ve soslar
Dondurulmuş gıdalar
İş hayatı yoğun olan pek çok kişi dondurulmuş hazır gıdalara yönelmektedir. Bunlar genellikle yağ ve kalori açısından zengin yiyeceklerdir. Paket etiketlerini dikkatli bir şekilde okuyun ve 100 kalori başına 3 gramdan fazla yağ varsa bu yiyeceklerden uzak durun.
Kuruyemiş
Ara öğünler
Sağlıklı yiyecek seçenekleri için öneriler
Genel olarak
Alışverişte
Yemek hazırlarken
Evde yemek
Dışarda yemek
Kaçınılması gereken yağdan zengin yiyecekler
Not: 1200, 1500 ya da 1800 kalorilik bir günlük diyeti her biri 300 kaloriden oluşan küçük gruplara bölün.
Bazı özel durumlarda beslenme
Hastalıklarda beslenme
Kişinin beslenme durumunu belirleyen en önemli durumlardan biri de kişinin kan bulguları, var olan hastalıkları ve kullandığı ilaçlardır. Bazı hastalıklarda beslenme tedavinin vazgeçilmez parçalarından birisidir. Kan değerlerinin normal sınırlar dahilinde tutulması için de beslenme düzeneği ayarlanmalıdır.
Diyabet (şeker); bu hastalıkta kan şekerinin normal sınırlar dışına çıkması durumu söz konusudur. Bu hastalığın tedavisinde alınan enerji ve karbonhidrat miktarı kişinin kan şekerini kontrol altına almak için çok önemlidir.
Kalp hastalıkları; beslenme ile alınan yağ, kolesterol, tuz kalp ve damar sağlığı ile doğru orantılıdır. Böbrek hastalıkları, karaciğer hastalıkları gibi organ hastalıklarında da alınan besin öğeleri kişinin hastalığının tedavisi için hayati önem taşımaktadır.
Bayanlar için büyük bir risk taşıyan kemik erimesinin önlenmesi, menapoz sonrası artan kiloların önlenmesi içinde beslenme sisteminin düzenlenmesinde fayda vardır.
Zayıflık
Günümüzde şişman bireylerin yanı sıra çok zayıf birey sayısı da gitgide artmaktadır. Çok zayıf olmak vücudumuzdaki bazı hastalıkların belirtisi olabileceği gibi bazen de yanlış beslenme alışkanlıklarımızdan kaynaklanabilir. Kliniğimizde önce zayıflığın sebebi araştırılır. Daha sonra kişiye özel beslenme programı çıkartılarak hastanın kilo alması sağlanır
Gebelikte beslenme
Gebelik süresince beslenme çok önemlidir. Fazla beslenme annede aşırı kilo alımı, yüksek tansiyon ve şeker hastalığına yol açabileceği gibi doğumu da zorlaştırır. Yetersiz beslenmede bebeğin yetersiz kilo alımına neden olabilir.
Gebelik süresince bebek annenin depolarından da yararlanacağı için doğum öncesinde sağlıklı ve yeterli beslenmenin de oluşturulması gereklidir. Bu sayede gebelik boyunca ve doğum sonrasında hem anne hem de bebek için beslenmeye bağlı risk faktörlerinin azaltılması sağlanabilir.
Emziklilikte beslenme
Sevgili anne
Öncelikle sizi tebrik ediyoruz. Dünyaya getirdiğiniz bebek, herşeyin en iyisini en güzelini hak ediyor. Yeni doğan bebek için en ideal besin anne sütüdür. Çocuğunuzun anne sütüyle Doğumdan hemen sonra emzirmeye başlayan annenin önceleri az miktarda gelen sütü, bebeğin emme uyarısı ile kısa zamanda artacaktır. Sizin de doğru beslenmeniz ile bebeğinize vereceğiniz sütün kalitesini ve miktarını artırabilirsiniz.
Okul öncesi dönemi çocuk beslenmesi
Çocuğunuzun ileride ne kadar sağlıklı ve kalite bir hayat yaşayabileceği sizin elinizde. Hastalıklara yakalanma riskini düşürmek, bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek, daha sağlıklı bir yapıya kazandırmak için ilk kural çocuğunuzun doğru beslenme sistemini öğrenmesidir.
Çocuğun yaşına ve olması gereken ağırlığa uygun dengeli bir diyetle beslenmesi sağlanmalı, yanlış beslenme alışkanlıkları düzeltilmelidir. Bu yaşlarda sağlanan beslenme alışkanlıkları ileriye yönelik olarak ortaya çıkacak olan hastalıkların riskini de düşürmeye yardımcı olacaktır.
Adölesan dönemi ( ergenlik dönemi) beslenmesi
Çocuğun fiziksel, biyokimyasal, ruhsal ve sosyol yönden önemli değişiklikler gösterdiği bir zamandır. Bu dönem içerisinde beslenme alışkanlıkları büyük önem taşımaktadır.
Ergenlik döneminde büyüme hızlıdır. Buna paralel olarak, besin gereksinimide artar. Artan ihtiyacın karşılanamaması durumda bedensel ve zihinsel anlamda tam olarak gelişememesi gibi bir risk bulunmaktadır.
Sporcu beslenmesi
Yeterli ve dengeli beslenme fitness, egzersiz ve spor programlarının önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Spor yapan kişilerin temel beslenme hedefleri; yeterli beslenerek hem sağlıklı olmak hem de performanslarını optimal düzeye çıkarmaktır..
Her sporcunun gereksinimi farklıdır. Enerji ve besin öğeleri gereksinimi; boy, kilo, yaş, cinsiyet ve metabolik hız ile antrenmanın süresine, yoğunluğuna, sıklığına ve tipine göre değişmektedir.
Sonuç olarak diyetle alınan yeterli miktarda karbonhidrat, elzem yağ asitleri, protein, vitamin, mineral ve su tüketildiğinde optimal performans sağlanabilmektedir. Bu besin öğelerinden herhangi biri yetersiz tüketildiğinde egzersiz sırasında enerji oluşumu zarara uğrayacak fiziksel ve psikolojik fonksiyonlar olumsuz yönde etkilenecektir.
Egzersiz performansınızı iyi beslenerek arttırabilirsiniz
Yaşlılıkta beslenme
Yaşlanma, anne karnından başlayarak yaşamın sonlanmasına kadar devam eden bir süreçtir. Yaşla birlikte görülme sıklığı artan yüksek tansiyon, kalp damar hastalıkları, böbrek hastalığı, şeker hastalığı gibi kronik hastalıkların varlığında bu hastalıklara özel beslenme programlarının uygulanması gerekmektedir. Bu nedenle beslenme, yaşlılığa bağlı hastalıkların önlenmesinde, geciktirilmesinde ve tedavi edilmesinde etkin bir rol oynamaktadır.
Obezite Nedenleri ve Tedavisi (Power Point Sunum 4.5 MB)
Tiroid Nedir?
Boynumuzun ön kısmında yerleşmiş hormon sağlıyan, metobolizmamızın ayarlanmasını sağlayan bir bezdir.
Tiroid Hastalıkları Nelerdir?
Basit guatır'dan tiroid kanserine kadar çeşitli hastalıkları mevcuttur. Genelikle sessiz seyreder. Tesadüfen tespit edilebilir.
Nasıl Şüphelenirim?
Boyunda şişlik, şişmanlama veya kilo kaybı, sinirlilik, boğulma hissi, çarpıntı, adet düzensizliği, gebe kalmama vs. gibi çok çeşitli belirtileri olabilir.
Tedavi ve Teşhis İçin Ne Yapmalıyım?
Sizi takip eden bir aile doktorunuz, dahiliye uzmanı veya bir endokrin hastalıkları uzmanına başvurabilirsiniz.
Tiroid Hastalıkları Her Zaman Ameliyatlamı Tedavi Edilir?
Hayır. Çoğunlukla ilaç tedavisi ile kontrol altına alınabilir.
Teşhis Yöntemleri Nelerdir?
En önemlisi hastanın şikayeti ve hekimin muayenesi bunlara yardımcı olarak hormon düzeylerinin tespiti, antikor düzeyleri, ultrasonografi, sintigrafik yöntemler sayılabilir.
Gebelikte Tiroid Hastalığının Önemi Nedir?
Gebelikte fehusun (anne karnındaki bebek) gelişimi için anneden geçen tiroid hastalığının azlığı veya fazlalığından anomalili bebek doğma riski artar.
Çocuğunuzun işitme kaybının olup olmadığının belirlenmesi;
Çocuğunuzun işitme kaybı olduğunu düşünüyorsanız haklı olabilirsiz. Aşağıdaki kontrol listesi, çocuğunuzun bir işitme kaybı olduğunun belirlenmesinde yardımcı olacaktır. Her maddeyi dikkatlice okuyun ve sadece size, ailenize veya çocuğunuza uyan faktörleri dikkate alın.
İşitme kaybı için göstergeler (Uyan her maddeyi kontrol edin:)
Çevreye Cevap Verme ( Konuşma ve Lisan Gelişimi )
Yenidoğan (doğumdan 6 aya kadar)
Küçük bebeğim (6 ay-12 aya kadar)
Büyük bebeğim (13 ay - 2 yaş)
Ne Yapmamız Gerekir?
Bu göstergelerden bir veya daha fazla tespit ettiyseniz, çocuğunuzun işitme kaybı ihtimali olabilir. Çocuğunuzda bu göstergelerden bir veya daha fazlası varsa, çocuğunuzu kulak muayesine ve işitme testine götürmeniz gerekir. Bu herhangi bir yaşta, doğumdan hemen sonra bile yapılabilir.
Bu faktörlerden hiçbirini belirlemediniz, fakat çocuğunuzun normal duymadığından şüpeleniyorsanız, çocuğunuzun doktoru endişelenmiyorsa bile çocuğunuzun işitmesini ölçtürün. İşitme kaybı olmasa bile testin ona bir zararı olmaz. Ne var ki, çocuğunuzda iştme kaybı varsa, geç teşhis konuşma ve lisan gelişimini etkileyebilir. Bu kontrol listesi maddelerinin hiçbiri bulunmazsa bile iştme kaybı mevcut olabilir.
18 yaşın altı bir çok çocukta farklı derecelerde işitme kaybı vardır. Siz ebeveynler ve onların ana babaları bebeklerinizdeki iştme kaybını keşfedecek kişilersiniz. Çünkü onlarla en fazla vakit geçiren sizsiniz. Eğer herhangi bir zaman bebeğinizin işitme kaybı olduğunu düşünürseniz bunu doktorunuzla görüşün. Bebeğinizin duyması profesyonel olarak herhangi bir yaşta test edilebilir. Bilgisayarlı işitme testleri yenidoğanları taramayı mümkün kılar. Bazı bebeklerin diğerlerine göre ortalamadan daha fazla işitme kaybı olasılığı vardır. Bu listedeki herhangi bir maddeyi belirlerseniz, mümkün olan en kısa zamanda çocuğunuza iştme testi yaptırmalısınız.
Okula başlamadan önce tüm çocuklara iştme testi yapılmalıdır. Bu anne, baba veya çocuğun fakedemediği hafif iştme kaybını ortaya koyabilir. Tek kullaktaki kayıpbu yolla saptanabilir. Böyle bir kayıp belirgin olmasada konuşma ve lisansı etkileyebilir. İştme kaybı kulak kiri veya kulakta sıvı birikmesinden bile kaynaklanabilir. Bu tipte geçici işte kaybı olan bir çocouğun, ilaç tedavisi veya küçük bir cerrahiyle iştmesi düzeltilebilir. Geçici işitme kaybının tersine bazı çocukların kalıcı olan sinir kaynaklı sağırlığı vardır. Bu çocukların çoğunluğunun bir miktarı kullanılabilir işitmesi olur.
Çok azı tamamen sağırdır. Erken teşhis, erken iştme cihası uygulanması ve özel eğitim programlarına erken başlamak, çocuğun mevcut iştmesini en yüksek seviyeye getirmesine yardımcı olabilir.
Kulak ağrısı
- Çocuğum kızarmış, ter içinde ve sürekli ağlıyor
- Tüm gün boyu huzursuzluk içindeydi ve şimdi de sürekli bir kulağıyla oynayıp duruyor
- Bir kulağının devamlı ses yaptığını söylüyor. Bu davranışlar size çocuğunuzun orta kulak iltahabını ifade etme yoları olabilir. Orta kulak enfeksiyonları ciddi sorunlara yol açabilmelerine karşın tedaviye iyi cevap verirler.
Orta Kulak Enfeksiyonu Nedir?
Orta kulak enfeksiyonları kulak zarının arkasında meydana gelir. Bu enfeksiyonlar genellikle virüsler veya bakteriler tarafından oluşturulur. Yakın zamanda geçirilmiş soğuk algınlığı veya alerjik bir problemle ilğili olabilir. Hastaların çoğunda her iki kulakta etkilenmiştir. Çocuklarda orta kulak anatomik gelişimini tam olarak tamamlamamış olduğundan enfeksiyon daha sıktır.
- Beş yaşının altındaki çocuklar,
- Erkeler,
- Biberonla beslenen bebekler,
- Yuvaya giden çocuklarda daha sık görülür.
Daha az sıklıkla olmakla birlikte orta kulak enfeksiyonları ergenlik çağı ve erişkinlerde de görülür. Orta kulak enfeksiyonları ağrılıdır ve bunun sonucunda uykusuzluğa yol açarlar. Kulak zarının esnekliğini azaltarak iştme kaybına yol açarlar. Bu ise çocuğunuzda konuşmaya başlamasında gecikmeye yol açar.
Sağlığı ve Duymayı Düzenleyici Tedavi:
İlaçla tedavi
Orta kulak enfeksiyonu saptandığında cocuğunuzun yaşı ve enfeksiyonun ciddiyetine göre bir tedavi düzenlenmesi gerekir. Tedavi planında antibiyotikler ve başka ilaçlar bulunabilir.
Cerrahi Tedavi
Eğer ilaçla tedaviye rağmen çocuğunuzda sık orta kulak enfeksiyonları görülüyorsa doktorunuz çocuğunuzun rahatsızlığının durdurulması ve iştme kaybının düzeltilmesi için cerrahi tedavi önerebilir. Orta kulak problemlerini düzeltmek için kullanılan girişim kısa ve etkilidir. Çocuğunuza aynı gün içerisinde cerrahi girişim uygulanıp o gece eve dönmesi sağlanır.
Orta Kulak
Orta kulak, kulak zarının arkasında bulunan bir boşluktur. İçinde basınç sürekli değişerek zarın dışa bakan tarafıyla eşitlenir. Zarın her iki tarafındaki basınç eşitliğinde zar tam esnek hale gelir ve işitme normal şartlarda gerçekleşir. Ancak orta kulağın içindeki basınç düşerse sorunlar oluşur. Bu durum genelikle orta kulağı boğaza bağlayan östaki olarak adlandırdığımız dar kanalda meydana gelmiş bir sorunla ilişkilidir. Orta kulağı boğaza bağlayan östaki kanalının iki fonksiyonu vardır. Bu kanal hem orta kulak basıncını kontrol eder hemde orta kulağın drenajını sağlar. Yutkunduğunuzda bu kanal açılır böylece besıncın etkilenmesi sağlanır. Oysa küçük çocuklarda hem kısadır hemde düzdür, ancak yedi yaşına gelmiş bir çocukta bu kanal enfeksiyonlarını tam sağlayacak bir anatomiye kavuşur.
Normal İşitme
Normal duyma için orta kulak ve kulak zarı önemlidir. Birlikte bu yapılar sesleri iç kulağa iletirler. Dışarıdan gelen ses dalgası elestik bir kulak zarına çarptığında zarı titreştirir, orta kulaktaki kemikçikler bu titreşime katılırlar. Böylece bu titreşimler iç kulağa kadar ulaşarak burda elektiriksel mesajlara dönüşür ve sinir yollarıyla beyine kadar ulaşır. Orta kulak enfeksiyonlar genelikle bir bir bakteri veya bir virüs tarafından oluşturulur. Çocuklarda kısa olan östaki kanalı yoluyla bu ajanlar kolaylıkla boğazdan orta kulağa taşınırlar.orta kulağa bir kez ulaşan mikroplar burda yerleşir ve ürer bu ise hem orta kulakta hemde burası ile yakın ilişkide olan östaki kalanını etkileyerek tüpün içinde uzanan mukozanın şişmesine yol açar. Bloke olan tüp nedeniyle basınç düşer ve kulak zarı içe doğru çekilir. Esnekliği kaybeden zarın ses iletimi düşer. Diğer taraftan içeride bulunan yerleşmiş mikropların ürettikleri sıvı orta kulakta birikerek zarı dışa doğru iter.
Kronik Sıvı Birikimi İşitmeyi Engeller
Eğer kulak zarı yırtılmaz ve östaki kanalı tıkalı kalırsa burdaki sıvı kronikleşir. Eğer bu sıvı uzaklaştırılmazsa kulak zarının esnekliği azalır ve işitme etkilenir.
Tanının Konulması
- Kulak ağrısı, kulak tıkanması, akıntısı veya iştme kaybı gibi şikayetler görüldüğünde derhal bir kulak burun boğaz ve baş boyun cerrahisi uzamanına gitmeniz önerilir.
- Böyle bir durumda zamanın çok değerli olduğunu unutmayın.
Eğer çocuğunuzun kulağında bir sorun düşünülüyorsa her iki kulak zarıda muayene edilmeli gerekli testler yapılamalıdır. Tedaviyle ilğili yaklaşım muayene ve testlerin sonuçları ve çocuğunuzun sağlık geçmişine göre planlanır.
Muayene
Çocuğunuzun bağdemcikleri büyümüşse östaki kalanının boğaza açılan ağzın hemen etrafına yerleşen geniz eti de muayene edilir. Tekrarlanan enfeksiyonlarla geniz eti büyür ve östaki kanalının ağzı tıkanır. Bazı durumlarda ise havadan gelen mikropların burda tutulması ve östaki kanalı aracılığyla bunların orta kulağa iletilmesi mümkündür. Geniz etinin kulak iltihaplarında çok önemli yeri vardır. Kbb ve baş boyun cerrahisi uzmanınız bir orta kulak probleminden şüpelendiğinde otoskop, alın aynası, mikroskop gbi yöntemlerle muayneye başvurulur. Muayne için sadece 10-15 saniye yeterlidir ve ağrıya neden olmaz.
İlk önce İlaçla Tedavi Denenir
Çoğu çocuk ilk iki yaşında enaz bir defa orta kulak enfeksiyonu geçirir. Tedaviyi belirleyen faktörler şunlardır; enfeksiyonun sıklığı ve enfeksiyonun aktif olduğu süre. Pek çok çocukta ilaçla tedavi için yeterlidir. 2 veya 3 haftada orta kulakta biriken sıvı kaybolur. Eğer biriken sıvı kronolikleşirse aylara varan bir takip gerekebilir.
Risk Faktörleri
- Yuva veya Kreş
- Alerjiye eğilim
- Sıgara dumanı ile temas
Eğer cerrahiye gerek varsa
Bazı durumlarda ilaçla tedavi orta kulak problemlerini kontrol altına almakta yeterli olmayabilir .Eğer çocuğunuzda işitme kaybı mevcutsa veya meydana gelmiş olan sıvı aylarca tedaviye rağmen hala yerinde ise cerrahi yöntemlere başvurmak gereklidir. Tüpler çocuğunuzun kulağında sonsuza kadar kalmayacaklardır. Çoğu tüp 6-12 ay yerinde kalabilir. Tüplerin kalış süresi çocuğunuzun büyüme süresi ile ilğilidir. Bir büyüme atağını takiben tüpler kendiliğinden düşeceklerdir. Tüplerin yerlerinde bıraklıtkları delik ise hemen kapanacaktır. Eğer tüpler düştükten sonra kulak problemleri yenilerse yeni bir setin uygulaması gerekebilir.
Saman nezlesi tanımı yanlış isimlendirilmektedir. Çünkü saman bu olaya neden olmaz. Hastalık; akan, kaşınan burun ve göz, hapşırma, boğaz kaşıntısından oluşmaktadır. Havayla solunan parçacıklara karşı gelişen allerji buna neden olmaktadır. Yaz gribi ise bilenen virüs enfeksiyonlarından farklıdır, gribin aksine saman nezlesi gibi havadaki parçacıklara karşı gelişen bir alerjidir. Saman nezlesi ve yaz gribi tıp dilinde alerjik rinit olarak bilinen durum için kullanılan yaygın ismlerdir. (Rinit,burun iltahabıdır.) Bazı insanlar çok hafif atlatırken bazıları için çok ağır geçmekte, işlerini engellemekte ve yaşam kalitesini bozmaktadır.
Allerjinin Nedeni Nedir?
Bir bitki veya hayvana ait bir parçacık vücuda girerse bu istilayı önlemek amacıyla bağışıklık sistemine ait bir yanıt gelişir. Normal şartlar altında bu yaralı, doğal bir korunmadır. Bununla birlikte bazı kişiler bir takım maddelere karşı aşırı reaksiyon göstermektedir. Bu maddelere allerjen, kişilere ise allerjiş denilmektedir. Bu olaya ailevi olarak görülme eğilimi göstermektedir. Allerjenler vucudu antikor yapmak üzere uyarırlar. Bunlar daha sonra allerjilerle bilrleşerek, vücuda bu şekilde istenmeyen etkilere yol açan bazı kimyasal maddelerin salgılanmasına neden olurlar. Histamin bunlar içinde en iyi bilinene kimyasal maddedir. Bu madde burun zararlarının şişmesine, kaşıntıya, tahrişe ve aşırı miktarda akıntı oluşmasına neden olur.
Hangi Allerjenler Rinit Yapar?
Havada taşınabilecek kadar küçük ve hafif olan hayvan ve bitki proteyinleri gözümüz burnumuz ve boğazımızdaki zarlar üzerinde birikirler. Polenler, mantar sporları, hayvan tüyleri ve ev tozu bu parçacıkların en sık rastlananlarındandır. İlk baharın erken dönemlerinde polenler yada çevrede sıklıkla rastlanan ağaçlar neden olmaktadır. İlk baharın geç dönemlerinde ise polenler çayırlardan kaynaklanmaktadır. Renkli süs bitkileri nadir olarak allerjiye neden olmaktadır. Çünkü onların polenleri havayla taşınamayacak kadar ağırdır. Bu bitkilerin polenleri bir yerden bir yere böcekler tarafından taşınmaktadır. Bazı bitkiler ise ağustosun sıonunda polen vermeye başlarlar. Bu eylül ayı boyunca devam eder. Kimi zaman ekim ayına kadar veya ilk soğuklara kadar polen verdiği olur. Mantarlar ekmeği küflendiren, meyvaların bozulmasına neden olan küflerdir. Aynı zamanda kuru yaparaklarda, çayırlarda, samanda, tohumlarda diğer bitki ve toprakta da bulunurlar. Soğuğa dirençli oldukarı için alerji sorunu uzundur ve karın toprağı kapattığı dönemler dışında tüm bir yıl sporları havada bulunur. Ev içinde mantarlar ev bitkilerinde ve onların saksı toprağında yaşar. Bodrum katları ve çamaşır odaları gibi nemli yerlerin yani sıra peynirde ve mayalanmış içkilerde bulunurlar.
Yıl Boyunca Saman Nezelesi Nasıl Değişir?
Allerjenler hayvan atıkları, kozmetik malzemeler, mantarlar, yiyecekler ev tozlarıda dahil olmak üzere bütün yıl boyunca bulunurlar. Ev tozu, mobilyalardan dökülen selülozdan, mantardan, ev hayvanlarından dökülen atıklar ve böcek parçalarından oluşan karmaşık bir yapıdır. Allerji kışın sıcak hava sistemlerinin açılmasıyla ev tozunun etkisi altında artmaktadır.
Allerji Zararlı Olabilirmi?
Allerjik kişilerin soğuk algınlığına, sinüs enfeksiyonu ve kulak enfeksiyonlarına olan hassasiyetleri artmıştır. Bu hastalık onları allerjisi olmayan insanlardan daha fazla rahatsız edebilir. Hatta bazen daha ağır olarak bu kişilerde astım gelişebilir.
Siz Ne Yapabilirsiniz?
İdeal olarak allerjinizin geliştiği yerden uzakta yaşamayı seçebilirsiniz. Ne yazıkki bu ideal uygulama nadiren yapılabilir. Ancak aşağıda sıralanan kendi kendinize yardım önerileri denemeye değerdir.
Kış aylarında iyi bir nemlendirici kullanın. Çünkü kuru ev içi havası birçok allerjik kişinin kötüleşmesine neden olmaktadır. Ancak nemlendiricide mantar üreme şansına da dikkat edin.
Doktorunuz Sizin İçin Ne Yapabilir?
Kulak burun boğaz uzmanınız tam bir kulak, burun, boğaz, baş ve boyun muaynesi yapacaktır. Dikkatli bir değerlendirme sonucunda doktorunuz şikayetinize herhangi bir enfeksiyon yada yapısal bir bozukluluğun yol açıp açmadığını ve bunlara yönelik uygun tedaviye karar verecektir. Allerji tedavisinde bir çok ilaç vardır ve doktorunuz bunlar arasında size en uygun olanı seçecektir. Bunlar arasında antihistaminikler, dekonjestanlar, kromolin ve kortizonlu ilaçlar, aşılar vardır.
Şüpelenilen bir allerjinin medikal tedavisi aynı zamanda çevre kontrolü danışmanlığınıda kapsamaktadır. Sonuç olarak detaylı bir hikaye ve iyi bir muayneden sonra doktorumuz hangi maddeye karşı allerjiniz olduğunu tespit etmek için testler önerebilir. Allerji araştırmaları ya kan tahlili yada deri testi şeklindedir. Moderen testler sadece maddeye karşı allerjinin düzeyi de ortaya çıkmaktadır.
Anne sütünün yararları ve emzirmenin önemi saymakla bitmez. Emzirme son derecede sağlıklı ve doğal bir yöntemdir. Her memeli canlı gibi insanlar da yavrusunu doğumdan hemen sonra emzirmelidir.
İşte yapılan bilimsel çalışmalar sonucu ortaya çıkan ve önemi her geçen gün artan emzirmenin yararları:

Prostat yaklaşık kestane büyüklüğünde, mesanenin(idrar kesesi) hemen altında, mesanenin boynunu ve ürethranın(idrar kanalı) bir kısmını çevreleyen bir bezdir. Erkelerin üremesiyle yakından ilişkili olan prostatın görevi sperm kalitesini yükseltmektir, içinden idrar kanalının bir kısmı geçer.
Prostat bezi yaşla birlikte büyümeye başlar. 40 yaşını aşmış bir çok erkekte vücuttaki hormonal değişikliklere bağlı olarak prostatta başlayan prostatın kanser olmayan büyümesi (BPH), 60 yaşını geçen erkeklerin yarısında, 70-80 yaşına ulaşan erkeklerin %80’inde görülür.BPH bir kanser değildir ve kansere dönüşmez, ancak kanserle birlikte bulunabilir.
45 yaşını geçmiş her erkeğin senede bir kez üroloji muayene yaptırması gerekir.
Prostat hastalıkları genel olarak 3 grupta toplanabilir. İltihaplar, iyi huylu büyümeler ve kanserler. İltihapları daha çok genç erkeklerde görülürken, iyi huylu büyümeler ve kanserler orta yaş üzeri ve ileri yaşlarda ortaya çıkmaktadır.
Prostat büyümesinin belirtileri
Sıkı sık idrara gitme, gece idrara kalkma, kesik kesik, damla damla idrar yapma, idrar kesesini tam boşaltamama hissi, idrar tutmada güçlük, idrar akış gücüde azalma, idrar yapamaya başlarken zorlanma gibi şikayetler prostat büyümesini akla getirmelidir. Prostat kanserinde de benzer belirtiler görülür. Fakat unutulmaması gereken nokta prostat kanserinin erken dönemde hiçbir belirti vermeyebileceği ve sadece muayene ve tetkikler sonucu anlaşılabileceğidir. Bu nedenle hiçbir şikayeti olsa da 45 yaş üzerinde her erkek senede bir defa ürolojik muayene ve kanserin erken tanınmasını sağlayan PSA (prostat pesifik antijen) dediğimiz kan testini yaptırmalıdır. İyi huylu büyümeler kansere dönüşmez. Fakat aynı hastada hem iyi huylu büyüme hem kanser bir arada bulunabilir. İdrar şikayetleri olan hastalar da bunun altında kanser olabileceğini düşünüp üroloji uzmanına başvurmalıdır.
Teşhis
Öncelikle hastanın şikayetlerini detaylı bir şekilde sorguluyoruz. Bu teşhis açısından önemli olduğu gibi tedaviyi yönlendirmesi açısından da çok önemlidir. Şikayetleri çok az olan bir hastaya herhangi bir tedavi verilmeyebilir. Bunun tersine günün önemli bir bölümünü tuvalette geçiren hastanın sıkıntısı da bir an önce giderilmelidir. Hastaya tam bir muayene yapılır. Muayenenin en önemli kısmını prostat direkt gözlenemediği için parmakla muayene teşkil eder. Bu basit ve aslında hastaların korktuğu kadar sıkıntılı bir işlem olmayan makattan muayene ile prostat büyüklüğü, kanser teşhisi gibi başka bir şekilde öğrenilemeyen çok değerli bilgiler elde ederiz. Ayrıca idrar, kan analizleri, ultrasonografi, akım hızının ölçülmesi gibi tetkiklerle tam bir değerlendirme yapılır. Özellikle prostat kanserinin erken yakalanmasını sağlayan PSA dediğimiz kan tetkiki önemlidir. Kanserler ve iyi huylu büyümeler mutlaka ayırt edilmelidir. Çünkü tedavileri çok farklıdır.
40 yaşlarında erkeklerde vücuttaki hormonal değişikliklere bağlı olarak prostatta ortaya çıkan hücresel farklılaşmalar prostat içerisinde adenom adı verilen bir dokunun gelişmesine yol açar. Prostat büyümesi ya da tıbbi terimi ile Benign Prostat Hiperplazisi (BPH), yani prostat’ın kanser olmayan büyümesi olarak isimlendirilen bu durum aslında hemen tüm erkeklerde meydana gelirse de erkeklerin ancak 1/3’ünde tedavi gerektirecek ölçüde tıkanıklığa yol açar. Artan yaşla büyümesi, idrar kanalına baskı yapmaya başlayarak, çeşitli şikayetlere sebep olur. Bu şikayetler, geceleri sık idrar çıkma, idrar yaparken zorlanma, acı ve yanma hissi, idrar kaçırma gibi hastanın yaşamını son derece olumsuz etkiler. Bir çok erkek, bu şikayetler yüzünden yaşam tarzlarını değiştirmek zorunda kalır. Tuvaletlerini oturarak yapma zorunluluğu, uzun yolculuğa çıkamama, açık renk pantolon giyememe, geceleri sık sık kalkış yüzünden yaşanan uykusuzluk gibi.
Belirtiler yıllar içinde yavaş yavaş geliştiğinden, ciddi tıkanıklığı olan hastalar bile bazen
bu durumu normal olarak kabul edebilirler, yani duruma adapte olurlar.
TEŞHİS YÖNTEMLERİ
TEDAVİSİ:
Prostat büyümesi’nde tedavi gerektiren durum prostat’ın büyümüş olması değil, büyümüş olan prostat’ın idrar kanalını tıkaması ve bunun da ciddi şikayetlere yol açmasıdır. Prostat büyümesi tedavisindeki mantık, büyümüş olan adenom dokusunu ortadan kaldırıp idrar kanalındaki tıkanıklığı gidermektir. Bu hastalığın tedavisinde, günümüze kadar çeşitli tedavi yöntemleri denenmiştir. İlaç tedavisi, ısı veya termal terapiler, ameliyat( prostatın çıkarılması) ve TUR ve lazer tedavileri gibi. Bu tedavi yöntemlerinin bazıları az riskli ancak etkileri zayıf, bazıları ise etkili ama komplikasyonları yüksek orandadır.
Bu amaçla uygulanan 3 ana yöntem vardır:
1. İlaç Tedavileri
2. Cerrahi Tedavi (prostat ameliyatları)
3. Cerrahi dışı diğer girişimsel yöntemler
Prostat tedavisinde transüretral prostat rezeksiyonu (TUR) Kapalı yöntemle idrar yolundan girilerek yapılan operasyon bugüne kadar en yaygın kullanılan metottur. Başarısı yüksek olmakla birlikte kanama, idrar kaçırma, idrar yolu darlıkları, nadiren sertleşme problemleri gibi yan etkileri %15-20 görülmektedir. Açık prostatektomi prostatın çok büyüdüğü vakalarda uygulanır.
TUR’a yakın etkiye sahip ancak yan etkileri daha az olan yeni tedavi şekli Greenlight tır. Bu işlemde, hasta günü birlik bir müdahale şeklinde tedavi olur. Patentli Greenlight sistemi prostat dokusunu buharlaştırarak yok eder. Bu şekilde idrar akımını etkileyen baskı ortadan kalkar. Kanı sulandırıcı ilaç kullanan hastalarda da ilacın kesilmesine gerek duyulmadan işlem yapılmaktadır.
Şikayetlerin prostata bağlı tıkanklık sonucu oluştuğunun saptanması durumunda hekim size çeşitli tedavi alternatifleri sunacaktır. Bu tedavileri genel olarak medikal (ilaç) ve cerrahi tedaviler olmak üzere gruplandırmak mümkündür.
Medikal tedaviler olarak da iki ana grupta ilaçlar bulunmaktadır:
Alfa redüktaz inhibitörleri: Bu ilaçlar prostat bezinde bulunan bir enzim üzerine etki etmektedir ve prostatta ortalama %30 oranında küçülme sağlayabilmektedirler. Ancak klinik çalışmalarda etkinliğinin hem geç olarak ortaya çıktığı, hem de başarısının (hastanın şikayetlerinda azalma ve idrar akım hızında artma) istenilen düzeyde olmadığı gösterilmiştir. 50 gramdan büyük prostatlarda kullanımının daha avantajlı olduğu bilinmektedir. Öte yandan düşük oranda da olsa impotans(iktidarsızlık) gibi yan etkileri söz konusu olmaktadır. Ayrıca ileride açıklanacak olan PSA değerinde de %50 oranında düşme yaptığından bu ilaçları kullanan hastalarda prostat kanseri erken tanısı sırasında dikkatli olunmalıdır.
Alfa reseptör blokörleri: Prostatın yol açtığı tıkanıklıkta prostat bezi yapısında yoğun olarak bulunan düz kas hücrelerinin de rol oynadığı bilinmektedir. Bu ilaçların etkisi bu düz kas hücreleri üzerine olmaktadır. Etkilerinin kısa sürede ortaya çıkması, küçük prostatlarda daha başarılı olması önemli noktalardır. Ancak klinik başarıları yüksek değildir ve kullanıldıkları sure içerisinde faydalı olurlar. Günümüzde en çok kullanılan 4 farklı grup ilaç bulunmaktadır. Bu ilaçların etkinlikleri farklı değildir. Bu ilaçların yan etkileri (Baş dönmesi, meni miktarında azalma, halsizlik vb ) farklıdır. Hastaya en uygun tedaviye bu yan etkiler göz önünde bulundurularak karar verilmelidir. herhangi bir yan etki görülmeyen hastalarda bu ilaclar yıllarca güvenle kullanılabilir. Sadece katarak ameliyatı geçirecek hastaların bu gruptaki ilaçları ameliyat öncesinde kesmeleri gerekir. Bu nedenle böyle bir ilacı kullandığınızı Göz doktorunuza mutlaka bildiriniz.
BPH'da Cerrahi Tedavi
Cerrahi tedaviler bilinen en etkin tedavi yöntemleri olarak yerlerini korumaktadırlar. Henüz hiç bir medikal tedavi ile cerrahiye eş değer sonuçlar elde edilebilmiş değildir.
TUR-Prostatektomi
Özellikle hem yüksek klinik başarısı, hem de yaygın olarak yapılabilmesi, kapalı bir yöntem olması ve tecrübeli ellede çok düşük komplikasyon oranlarına sahip olması nedenleriyle idrar borusu içerisinden özel aletlerle prostatta tıkanıklığa yol açan kesimlerin çok küçük parçalar halinde çıkartılması olarak tarif edebileceğimiz transüretral prostat rezeksiyonu (TUR-P) (Kapalı prostat ameliyatı) "altın standart" tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir (Şekil 4). Bugün tecrübeli ellerde TUR-P ile hastaların çoğunluğu ameliyat edilebilmekte ve açık prostat ameliyatı çok büyük prostatlarda olmak kaydıyla nadir olarak gerekli olmaktadır.
TUR-Prostatektominin avantajları:
Uzun dönemde en etkili tedavi yöntemidir
Patolojik inceleme için doku elde edilir
Ancak TUR-Prostektomi ameliyatından sonra hastaların 2-3 gün hastanede yatma gerekliliği, kanama riskinin olması, nadirde olsa cinsel fonksiyon bozukluğuna yol açabilmesi nedenleriyle son zamanlarda başta lazer olmak üzere birçok tedavi alternatifleri ortaya çıkmıştır.
TUR-Prostatektomide görülebilen bazı yan etkileri azaltmak için son dönemlerde Plasmakinetik-TUR-Prostatektomi yöntemi uygulanmaya başlanmıştır. Bu yöntemin en önemli avantajı ameliyat esnasında kullanılan yıkama sıvısı vücut için toksik olmadığından uzun sureli ameliyatlarda güvenle kullanılabilmesidir. Bu sayede günümüzde açık prostat ameliyatı olma gerekliliği önemli ölçüde azalmıştır. Prostatı 150 gramın altında olan hastalarda güvenle uygulanabilir. Etkinliği TUR-Prostatektomi ile aynıdır, bu yöntemin ereksiyonla ilgili yan etkisi yoktur.
Lazerle prostat ameliyatı
Günümüzde Greenlight ve Holmium Lazer ile prostat operasyonları gerçekleştirilmektedir.
Greenlight Lazer Yöntemi
Lazer ışınlarının endoskopik yoldan prostata iletilmesiyle, büyümüş olan prostat dokusunun buharlaşmasını sağlayan bir tedavi yöntemidir. Bu lazer dalgasını bu kadar özel yapan ise kanda absorbe olmasıdır. Hücre düzeyinde hızlı emiliminden dolayı, büyümüş olan prostat dokusunu buharlaştırır ve prostatın etrafını saran ince alanı (1-2 mm derinliğinde) kanamayı engelleyerek onarır. Bu hastalarda da mesane sondası 24 saat süreyle kalmaktadır. Ancak bu yöntemde prostat kanseri araştırmasında önemli olan patolojik inceleme için doku elde edilmez. Ayrıca operasyon süresi kapalı prostat ameliyatına göre çok uzundur. 50 gramdan büyük prostatlarda kullanılması anestezi süresinin uzaması nedeni ile önerilmemektedir.
Greenlight operasyonunun sağladığı avantajlar:
Kapalı prostat ameliyatında Aspirin gibi kan sulandırıcıları kullanan hastaların ameliyattan önce bu ilaçları kesmeleri gerekir. Greenlight lazer cihazı ile prostatın buharlaştırılması işleminde bu tip ilaçların kesilmesine gerek yoktur.
Ameliyat sonrası hastanede yatış ve sondalı kalış süresinin çok kısa (1 gece) olması,
Ereksiyon sorununa yol açmaz. Greenlight lazer cihazı ile prostat buharlaştırılması işleminde sertleşme ile ilgili sinire zarar verilmez.
Holmium Lazer Yöntemi
Büyümüş olan prostat dokusu, aynen TUR-Prostatektomi'de olduğu gibi dış idrar kanalından özel aletlerle ulaşılarak ve Holmium Lazer adı verilen bir lazer enerjisi ile küçük parçalara ayrılarak vücut dışına alınır.
Holmium Lazer operasyonunun avantajları:
Kanama riski olmaması
Erkeklik gücü kaybı ve idrar kaçırma gibi istenmeyen yan etkilerden uzak olması,
Ameliyat sonrası hastanede yatış ve sondalı kalış süresinin çok kısa (1 gece) olması,
Ameliyat sonrası aktif hayata dönüş süresinin çok kısa (2-3 gün) olmasıdır.
Patolojik inceleme için doku elde edilmesidir
Ancak henüz hiçbir yöntem (lazer ameliyatları dahil) TUR-prostatektomi üzerinde başarı sağlayamamıştır. Sonuç olarak cerrahi tedavi bilinen en başarılı tedavi yöntemi olarak yerini korumaktadır. Amaç hastalığın komplikasyonları gelişmeden tedaviye başlanmasıdır. BPH tedavi edilmediği zaman tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, idrar yapamama, idrarda kanama ve en önemlisi de böbrek yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilmektedir. Bu durumlarda medikal (ilaç) tedavi başarı sağlamamakta, cerrahi tedavi tek seçenek olarak kalmaktadır.
Önemli olan nokta bu ameliyatlarda sadece büyüyen dokuların alındığı, örneğin hastanın prostat kanseri riskinin değişmediği ve prostat kanseri taraması için yıllık takibinin devam etmesi gerektiğinin önerildiği unutulmamalıdır.
Sonuç olarak cerrahi tedavi hali hazırda en önemli tedavi yöntemi olarak yerini korumaktadır. Amaç hastalığın komplikasyonları gelişmeden tedavi seçeneğinin sunulmasıdır. BPH tedavi edilmediği zaman tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, hiç idrar yapamama, idrarda kanama ve en önemlisi de böbrek yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilmektedir. Bu durumlarda medikal tedavinin yeri olmadığı kabul edilmekte, cerrahi tedavi tek seçenek olarak kalmaktadır. Ancak bu aşamadan sonra geri dönüş tam olmayabilir. Öte yandan mevcut şikayetlerin çok uzun zaman süreci içerisinde yavaş yavaş geliştiği ve hastalar tarafından yaşlılığın doğal bir seyri olarak kanıksanabileceği unutulmamalıdır. Dolayısıyla komplikasyonlar gelişmeden tedavi sağlayabilmek amacıyla söz edilen yakınmaları olanların veya belirli bir yaş üzerinde (40-50 yaş) olan her erkeğin zaten prostat kanseri taraması da önerildiğinden bir üroloji uzmanına başvurması uygun olarak düşünülebilir.
PROSTAT İLTİHABI (PROSTATİT)
Prostat bezinde sperm kanalları bulunur. Bunlar çok uzun kanallardır. Başta E. coli adını verdiğimiz bakteri türü ve diğer bakteriler bu kanallara yerleşerek burada enfeksiyona neden olurlar. Vücut da bu duruma iltihap oluşturarak yanıt verir. Bir de idrar yolunda oluşan iltihap prostat bezine bulaşırsa prostat iltihabı oluşur. Bu hastalığın oluşması için mutlaka bakteri olması gerekmez. Bazı prostat türlerinde bakteri olmadan da prostat iltihabı oluşmaktadır. Prostat iltihabı cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biri değildir. Çünkü prostatit bulaşıcı değildir. Ergenlik çağından sonra her yaşta ortaya çıkabilen bir durumdur. Mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Sinir hastalıklarına yol açabilir.
PROSTAT İLTİHABININ ÇEŞİTLERİ VE NEDENLERİ
Akut prostatit: Ani gelişir ve şiddetlidir.
Kronik prostatit: Sinsi seyreden bir durumdur ve daha az şiddetlidir.
Prostat bezinin iltihabına sıklıkla bakteriler neden olur. Bir çok mikrop prostat iltihabının oluşmasında etken rol oynar. İdrar yolunda yapılan bazı tıbbi müdahaleler sonucunda da oluşabilir. Prostat bezinin bir diğer nedeni ise kalın barsakta oluşan iltihaplar, makat bölgesindeki yaralar ve hatta bademcik iltihabıdır fakat bu çok zayıf bir olasılıktır. Kan dolaşımı sonucunda ortaya çıkan bir durumdur.
PROSTATIN BELİRTİLERİ VE HASTANIN ŞİKAYETLERİ
Akut ve kronik prostat iltihabındaki belirtiler birbirinden çok farklı olmasa da tedavileri ve bazı belirtileri farklı olduğundan bunları tek tek incelemekte fayda var.
Akut prostat iltihabı: Kronik prostat iltihabına göre çok daha az görülür. Şikayetler aniden ortaya çıkar ve belirtiler şiddetli bir şekilde seyreder. Hasta çok ağrı çeker ve gergin bir haldedir. İdrarını yaparken yanma hisseder ve idrarının tamamını yapmada güçlük çeker (yetersiz idrar kesesi boşaltımı). Vücutta mikrop fazladır. Ateş yükselmiştir ve titreme de görülür.
Kronik prostat iltihabı: Daha sık görülen bir durumdur. Sinsi seyreden bir hastalıktır, yavaş yavaş gelişir ve şiddeti akut prostatite göre daha azdır. Sık idrara çıkma isteği vardır. Yine idrarda yanma ve idrarı yaparken zorlanma görülür. Ateş fazla yükselmez. Cinsel isteksizlik görülür. Boşalma sırasında ağrı hissedilir. Bağırsaklarda gerilme hissi vardır. Bunların dışında yine makat bölgesinde, erkeklik hormonu olan testesteronun salgılandığı yer testislerde ağrı duyulur.
Bu prostat iltihaplarının yanında bakterilerin neden olmadığı iltihaplar da vardır. Bu durumda da idrar yaparken ve boşalırken ağrı, sık idrara çıkma peniste, testiste, idrar kesesinde ağrı vardır. Ayrıca bu belirtilerin sadece prostat iltihabında görülmediği bilinmelidir. Prostat bezinin etrafındaki kas ve sinirlerde sorun olduğunda da aynı belirtiler görülebilir.
PROSTAT İLTİHABI TEDAVİSİ NASILDIR?
Kronik prostat iltihabı tedavisinde genelde antibiyotik kullanılır. Ortalama 5 hafta boyunca bu antibiyotik tedavisi uygulanır. Hastalık tekrarlar ya da tedaviden sonuç çıkmazsa bu tedavi süresi uzatılabilir. Bunun yanında şişliği ortadan kaldırmak için ilaçlar verilir. Daha sonraları ise idrarın rahat yapılmasını sağlayacak ilaç tedavisi uygulanabilir. Çok nadir durumlarda ise ameliyat uygulanır. Tedavisi zor bir rahatsızlıktır. Antibiyotikler o bölgeye yeterince etki etmeyebilir.
Akut prostat iltihabı tedavisinde yoğun antibiyotik tedavisi uygulanır. Ölümcül olabilen bir durum olduğundan yoğun bir bakım gerekir. En az iki hafta süreyle uygulanır. İdrar yaparken zorlanan kişilere sonda takılabilir. Damar içi ilaç tedavisi de yapılabilir.
Hastanın hayatını olumsuz etkileyen bir durum olduğundan tedavi mutlaka yapılmalıdır. Çünkü çaresi olan bir hastalıktır. Tedavi sonucunda çok büyük aşamalar kaydedilir. En azından kontrol altında tutulur.
Hastaların şu durumları bilmesinde fayda vardır: