Üroloji


Üroloji, kadın ve erkeklerin üriner sistemleri ile erkek hastaların üreme sistemlerini inceleyen cerrahi bir uzmanlık alanıdır. İdrar yollarını ve üreme sistemini ilgilendiren ürogenital rahatsızlıklar üroloji bölümünün alanına girmektedir.

Ersoy Hastanesi'nde prostat ve mesane TUR ameliyatları, açık ve kapalı böbrek taşı ameliyatları (üreteroskopi, perkütan nefrolitotomi), başarıyla yapılmaktadır.

Erkeklerde görülen erektil disfonksiyon olarak adlandırılan sertleşme ve boşalma problemleri ile erkek infertilitesi olarak tanımlanan erkeğe bağlı kısırlık rahatsızlıklarına yönelik olarak muayene, tetkik ve tedavileri de diğer bölümler ile birlikte planlanarak gerçekleştirilmektedir.

Her yaşta erkekler ve kadınlarda görülebilen idrar tutabilme ve idrar yapabilme ile ilgili sorunlarında ayrıntılı olarak değerlendirilip tedavi edilmektedir. Örneğin çocuklarda gece ıslatma veya kadınlarda idrar kaçırma rahatsızlıklarının ve miyelodisplazi (spina bifida) hastalarının tanı ve takibinde ürodinamik incelemeler ve modern yöntemler kullanılmaktadır.

Çocuk hastalarda görülen rahatsızlıklar için verilen tedavi hizmetlerinin yanı sıra sünnet gibi cerrahi hizmetler de sunulmaktadır.

Mesane Sarkması (Sistosel)

Sistosel Nedir?

Sistosel mesanenin (idrar torbasının) vajina içerisine doğru fıtıklaşmasıdır. Nedeni vajina etrafındaki ve rahim ağzı etrafındaki dokuların zayıflamasıdır. En sıklıkla çok ve zor doğum yapanlarda görülmektedir. İdrar torbasının sarktığı kısımda doğal yapısında olan kıvrımlar silinir, parlak-düz bir hal alır. Hastanın yakınması genellikle vajinada dolgunluk hissi ve kitledir. Eğer beraberinde idrar yollarında sarkma da varsa idrar kaçırma da hastalarda izlenebilir. İleri derecede sistoseller özellikle de ıkınma sırasında vajinadan dışarıya çıkacak kadar ilerleyebilirler.

Sistosel için risk faktörleri nelerdir?

Sistoselin nedeni mesane ve vajina arasındaki destek dokuların ve pelvik kas yapılarının zayıflamasıdır. Buna neden olabilecek risk faktörleri şunlardır:

  • Zorlu vajinal (normal) doğum,
  • çok doğum yapmış olmak,
  • İri bebek doğurmak,
  • Obezite,
  • Menopoz,
  • İleri yaş,
  • Histerektomi (rahim alınması) ameliyatı geçirmiş olmak,
  • Kabızlık,
  • Ağır yük kaldırmak,

Sistoselin belirtileri nelerdir?

Vajina girişinin ön ya da üst tarafında çıkıntı, yumru, sarkıklık veya şişlik en önemli belirtidir. Bazı hastalar sadece baskı ve ağırlık hissinden bahsederler. Sık idrara çıkma ve dizüri (idrar yaparken yanma) görülebilir. Mesanenin tam olarak boşalmama hissi ve bazı hastalarda bu çıkıntıyı içeri ittikten sonra idrarı daha rahat yapma durumu gözlenebilir. Ayrıca üretrosel yani dış idrar deliğinin (uretra) sarkması varsa, idrar kaçırma görülebilir.

Sistoselin tedavisi nasıldır?

Sistoselin tedavisi cerrahidir. Ancak her sistoselin tedavi edilmesi gerekmeyebilir. Hastanın çok fazla şikayeti olması ve tedaviyi istemesi gereklidir. Cerrahi tedavide anterior kolporafi (ön onarım) yapılır. Bu ameliyat geleneksel olarak ayrılan/yırtılan destek dokuların tekrar yaklaştırılması ya da gücünü yitirmiş destek dokuların meş (mesh) adı verilen sentetik maddelerin kullanılması yoluyla desteklenmesi şeklinde yapılabilir.

Sistoselin cerrahi tedavisinde gözlenebilecek komplikasyonlar (bir takım istenmeyen yan etkiler) nelerdir?

  • Cerrahi esnasında kanama riski
  • Diğer organ yaralanmaları (Mesane yaralanması, rektum yaralanması)
  • Retansiyon (Mesanenin idrarı tam boşaltamaması)
  • Disparoni (Cinsel ilişki esnasında ağrı duyma)
  • Fistül (kadın ve idrar yolları arasında istenmeyen yeni bağlantı gelişmesi ve idrarın vajinadan gelmesi)
  • Erozyon (Konulan sentetik materyalin vajenden dışarı çıkması)
  • Ameliyattan sonra idrar kaçırmanın devam etmesi veya yeni başlaması (İdrar kaçırma ameliyattan önce olsun veya olmasın)
  • Konulan sentetik materyalin büzüşmesi
  • Nüks

Op.Dr.Aydın ÖZGÜL

Üroloji Uzmanı

Hidrosel - Fıtık ve İnmemiş Testis

Testis çevresinde ağrı oluşturmayan sıvı birikimine hidrosel adı verilir. Sıklıkla doğum sırasında karın içerisindeki sıvının testis çevresine birikimi ile oluşur.İki tip hidrosel vardır. Bunlardan:

  • Kominikan tipte testisi saran karın zarının, karın boşluğu ile olan ilişkisi devam etmektedir. Buradaki açıklıktan karın içerisinde bulunan sıvı testis çevresine akmaktadır. Bu daha ileride bahsedilecek olan indirek fıtık ile aynı mekanizmadır.
  • Non kominikan hidroselde ise karın zarı ile herhangi bir ilişki yoktur. Bu tip genellikle daha ileri yaşlarda oluşur.

Hidrosel nasıl oluşur ?

Testisler normalde karın içerisinde oluşur ve daha sonra skrotum denen kese içerisinde yerini alır. Bu olay çoğu zaman doğumdan önce tamamlanır. Bu süreç içerisinde karın zarı denen peritonu da beraberinde sürüklerler. Bu bağlantı genellikle doğumdan önce kapanır ve zar testisin çevresini saran kapalı bir zar olur. Ancak yukarıda anlatıldığı gibi bu bağlantı açık kalırsa hidrosel oluşur. Bu açıklıktan karın içerisindeki sıvı rahatlıkla testis çevresine ve karın içerisine kayabilir. Bu da hidroselin boyutunun neden değişken olduğu hakkında fikir verir.

Fıtık nedir?

Yukarıda anlatılan periton ile testis arası açıklık daha büyükse (içerisine karın boşluğunda bulunan organlar girecek kadar) indirek inguinal herni adını alır. Bir barsak bölümü bazen buradan kayıp aşağı iner ve bastırınca karın içerisine döner. Bazen çocuklarda pek görülmeyen ve direk inguinal herni adını alan, karın duvarındaki kas defektine bağlı sıklıkla sonradan kazanılan fıtığı bu durumla karıştırmamak gerekir.

Fıtığın tanısı nasıl konur?

özellikle karın içi basıncının arttığı ağlama, ıkınma gibi hallerde belirginleşen kasık ya da skrotumdaki şişlik tanı için yeterlidir. Uykuda küçülen gün boyu artan bir şişlik tipiktir. Herni ve hidrosel ayrımın yapılması önemlidir. Transilüminasyon denen ve ışıkla sıvı skrotal içeriğin katı barsak bölümünden ayırılmasına yarayan yöntem kullanılabilir. Bazen içerisindeki barsak hareketlerinin görülmesi tanıyı kolay kılar. Bazen ultrasonografi gerekebilir.

Fıtık önemli midir?

Genellikle önemli olmayan fıtık bazen içeri giren barsak parçasının sıkışmasına bağlı olarak komplike bir hal alabilir. İntestinal parça sıkışır, kanlanması bozulur. Barsak itmekle karın içerisine gitmez bir hal alabilir. Bu durumda skrotum hassas kızarık ve gergin bir hal alır. Bebek ileri derece huzursuzdur, devamlı ağlar. Kusma, ishal ya da kabızlık oluşabilir. Bu durum acil müdahale gerektirir ve cerrahi olarak düzeltilir.Bu durumda doktorunuz ultrasonografi isteyebilir.

Hidrosel ve fıtık nasıl tedavi edilir?

Hidroseller genellikle ilk 18 ay içerisinde kendiliğinden düzelir. Bağlantı zamanla kapanır ve biriken sıvı yok olur. Bu yaşı geçen bebeklerde hala hidrosel mevcut ise cerrahi oanrım gerekir. Bu nedenle hidrosel olguları takip edilmelidir. Fıtık için ise bunu söylemek pek mümkün değildir. Cerrahi başarı oranı %99 dur. Ancak acil olarak alınan boğulmuş fıtıklarda bu oran azalmakta komplikasyon riski ise artmaktadır. Unutulmamalıdır ki bir tarafta saptanan fıtıkta karşı taraf kasıkta iyi incelenmelidir. çoğu zaman cerrahi gerekmesede kese %60 olguda karşı tarafta da açık olacaktır.

İNMEMİŞž TESTİS

Testislerin (Yumurtaların) doğumdan önceki ve doğum sonrası normal yerleri neresidir?

Erkek bebekler doğmadan önce her iki testis bebeğin karın boşluğundadır. Bebek anne karnında gelişimine devam ederken testisler de torbaya inmeye başlarlar. Karın içi boşluğundan sonra kasık bölgesini geçerek doğuma yakın torbaya (skrotum) yerleşirler. Nadiren bu torbaya iniş doğumdan sonraki ilk 6 ay içinde de devam eder. Yenidoğan bebekte testisler torbada değilse, bu duruma gerçek inmemiş testis adı verilir. 6 ayın sonuna kadar inmemiş testislerin bir kısmı daha iner. Daha sonra bu durum tedavi edilmelidir. çoğu zaman tek tarafta, bazen de çift tarafta birden olur. Gerçek inmemiş testiste önemli özellik, bir ya da iki testisin torbada ele gelmemesidir.

Bu durum yukarıdaki durumdan farkldır. Testisler zaman zaman torbada görülürler. Ancak bazen kasıklara doğru kaçarak ortadan kaybolurlar. Bu duruma yaklaşım inmemiş testisden farklıdır.

Testis ele gelmiyorsa nedeni ne olabilir?

Testis, karın içinde oluştuktan sonra inerken duraklamış olabilir. Kasık kanalında takılmış ve torbaya inmemiş olabilir. Hatta hiç inişe başlamamış Karın içinde kalmış olabilir.Bazen testis tamamen yok olabilir. Bunun nedeni testisin kendi etrafında dönerek kan akımın engellemesi ve beslenemeyerek yok olmasıdır.

İnmemiş testisin tanısı nasıl konur ?

Sadece muyene hastaların büyük kısmında yeterlidir. Testis ele gelir. Ancak yüzde 20 hastada testis ele gelmez. Ele gelmeyen testisler ya yukarıda anlatıldığı üzere yoktur ya da karın içerisinde olduğundan kasık muayenesinde ele gelmemektedir. Bu durumda ultrasonografi MR gibi görüntüleme yöntemlerine gerek yoktur. Amaç bu iki durumu ayırmak için uygunan laparoskopidir. Karın boşluğunun karın duvarında açılan delikten ince bir kamera sokarak görüntülenmesidir.

İnmemiş testis ileride sorun yaratır mı?

Tedavi edilmezse evet gelecekte problem yaratır. İleride çocuk sahibi olma şansını azaltır. Testisler ne kadar erken torbaya indirilirse bu risk o kadar azalır. Ayrıca ne yazıkki bu testislerde kanser gelişme oranı artmıştır. Ancak testisin indirilmesi bu olasılığı azaltmaz. Kozmetik ve buna bağlı psikolojik problem oluşturur.

İnmemiş testisin tedavisi için ne zamana kadar beklemeliyim?

Modern yaklaşımda tedavi 6 ay ile 1 yaş arasında yapılmalıdır. İnmemiş testisin olduğu tarafta fıtık da varsa o zaman hiç beklenmeden gerekirse 1 aylık bebekte de cerrahi tedavi uygulanmalıdır.

İnmemiş testiste tedavi sadece cerrahi midir?

Yaygın ve kesin tedavi yöntemi ameliyattır. Başarı oranı çok yüksektir. Ameliyatta testis ortaya çıkarıldıktan sonra birçok inmemiş testis hastasında olan kasık fıtığı problemi de halledilerek testisi besleyen damarlar etraf dokulara olan yapışıklıklardan ayrılır ve uzatılır. Testis torbanın içine dikişlerle tutturulur. Bazı durumlarda hormon tedavisi uygulanabilir. İyi seçilmiş hastalarda kullanılmalı ve yan etkileri anlatılmalidir. Başarı oranı düşüktür.

Prostat Kanseri

PROSTAT KANSERİ

Prostat kanseri ne sıklıkta görülür?

Prostat kanseri erkeklerde en sık tanı alan kanserdir. 50 yaşından sonra görülme sıklığı yaşla beraber artar. 70 yaşındaki erkeklerde yaklaşık %40 oranında prostat kanseri bulunduğu tahmin edilmektedir. Ancak bu kişilerin çoğunun hayatını etkilememektedir.

Prostat kanseri riski kimlerde yüksektir?

En yüksek risk ailesinde prostat kanseri olan kişilerdedir. İleri yaş, hayvansal yağ oranı yüksek yiyeceklerle beslenme, sigara içimi önemli risk faktörleridir.

Prostat kanseri tanısı nasıl konulur?

Parmakla prostat muayenesi ve\veya kanda PSA ölçümü sonrası şüpheli kişilerden prostat biyopsisi (prostattan parça alma) uygulanır. Bu işlem makattan ultrason eşliğinde yapılır.

Prostat kanserinde tedavi seçenekleri nelerdir?

Prostat kanserinin özellikle diğer kanserlere göre çok daha yavaş seyirli olması nedeniyle belli bir süre tedavi edilmeden takip edilmesi mümkündür. özellikle son yıllarda yaygın hale gelen bu yaklaşım için hasta ve hekim arasında iyi bir iletişim bulunmalıdır. Diğer tedavi seçenekleri ameliyat, ışın tedavisi ve hormon tedavileridir

 

Prostat kanseri tedavisinde ameliyat ne şekilde olur?

Prostat kanserinde uygulanan ameliyat iyi huylu prostat büyümesinde uygulanan ameliyatlardan farklıdır. "Radikal prostatektomi” olarak adlandırılan bu ameliyat için en önemli gereksinim tecrübeli ellerde yapılmasıdır. Ameliyat açık olarak yapıldığı gibi son yıllarda kapalı (laparoskopik) olarak da yapılmaya başlanmıştır.

 

Ameliyatın yan etkileri nelerdir?

Uzun ve zorlu bir ameliyat olması dolayısıyla erken dönemde kanama, iltihaplanma gibi sorunlar olabilir. Bunların çoğu uygun tedavilerle sorunsuz atlatılır. Uzun dönemde idrar kaçırma ve sertleşme sorunları meydana gelebilmektedir. Ameliyatın birinci yılında bu sorunlarda belirgin düzelme olur, olmayan hastalarda bu istenmeyen etkilere yönelik başarılı tedavi yöntemleri vardır.

 

Işın tedavisinin etkileri ve yan etkileri nelerdir?

Başarısı ameliyattan bir miktar düşük olmakla beraber önemli bir tedavi seçeneğidir. Vücut dışından uygulanmakla beraber günümüzde prostatın içine ışın veren çekirdeklerin yerleştirilmesi gibi farklı yaklaşımları da vardır. özellikle ameliyat olması sakıncalı hastalar için uygun bir yöntemdir. İdrar yaparken yanma, sık idrara çıkma gibi idrar sorunları ve ishal, sürekli dışkılama ihtiyacı hissi gibi barsak sorunlarına neden olabilir. İdrar kanalında daralma, barsak ülserleri gibi yan etkiler nadiren olabilmektedir.

Hormon tedavisinin etkileri ve yan etkileri nelerdir?

Genellikle ileri evre hastalıkta tercih edilir. Işın tedavisiyle ortak kullanımının başarılı olduğu gösterilmiştir. Prostat kanserinin büyümesini hızlandıran testesteron hormonuna karşı tedavilerdir. Bu amaçla yumurtalıkların ameliyatla çıkarılması ya da üç ayda bir yapılan hormon iğneleri uygulanır. Ağızdan alınan ilaç tedavileri de eklenebilir. Yan etkileri sıcak basması, kemik erimesi, memede büyüme, cinsel istekte azalma ve sertleşme sorunlarıdır. Karaciğer ve kalple ilgili yan etkileri de olabilir.

Sistoskopi

Böbreklerin iç kısmı, böbreklerle mesane arasındaki kanallar (üreterler) ve idrar kesesi birbiri ile bağlantılı yapılar olup, üçü de idrar borusu (üretra) aracılığı ile vücut dışına açılır. Bu ilişki sayesinde, uygun çap ve yapıdaki teçhizat kullanılarak, idrar borusu, mesane ve hatta böbreğin iç yapılarına kadar olan bütün idrar kanalı gözlemlenebilir. Günümüzün ileri teknoloji ürünü cihazları sayesinde hem erkeklerde ve hem de kadınlarda idrar kanalının ucundan girilerek, vücutta hiçbir kesi yapmadan ve dikiş kullanmadan idrar yolu ameliyatları yapmak mümkündür.

Sistoskopi, idrar kanalının ucundan girilerek idrar borusu ve mesanenin gözle görülerek değerlendirilmesi, hastalık tanılarının konulması ve bazı tedavilerin yapılmasına olanak sağlayan bir işlemdir.

  • Sistoskopi ne için yapılır?

İdrar borusu ve mesanenin hastalıklarının tanısı ve bazılarının tedavisi amacıyla sistoskopi yapılır.

özetle:

* İdrardan ka



n gelmesi,

* İdrar yolu tıkanıklıkları (üretral darlık, striktür),

* Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları,

* İdrar yaparken ağrı hissi veya zorlanma,

* Travma ve yaralanmalar,

* İdrar kaçırma,

* Mesanede kanser şüphesi,

* Radyolojik (ultrason, tomografi, MR gibi) olarak gösterilen mesane anormallikleri,

* Taş veya yabancı cisim çıkartılması,


* Sonda takılamaması,* Sperm içeriğinde kan olması,

* Açıklanamayan alt karın ağrıları,

durumlarında sistoskopi yapılmalıdır.

  • Sistoskopi nerede yapılır?

Bu işlem, steril koşullar altında gerçekleştirilir. En ideali, işlemin ameliyathane ortamında gerçekleştirilmesidir. Ancak kısa süreli ve basit bazı tıbbi işlemler için ofis (muayenehane) koşullarında sistoskopi yapılması da mümkündür. Ersoy Hastanelerinde sistoskopi işlemi, ameliyathane koşullarında, anestezi ekibi ve deneyimli hemşirelerin yardımıyla cerrahlar tarafından yapılmaktadır.

  • Sistoskopi için anestezi gerekir mi?

Sistoskopi, idrar yolunun dış ağzından içeri doğru yapılan bir işlem olduğu için ağrıya neden olur. Kadınlarda, çok kısa sürecek işlemler için lokal anestezi (idrar borusu deliğinin ve içinin ilaç püskürtülerek uyuşturulması) yeterli olabilir, ancak erkek hastalarda kısa süreli anestezi uygulana şekillerinden birinin tercih edilmesi konforlu bir işlem sağlar. Ersoy Hastanelerinde intravenöz sedasyon, rejyonel anestezi (belden aşağı bölgenin tümden uyuşturulması) veya genel anestezi seçeneklerinden hasta için uygun olanı kararlaştırılarak deneyimli anestezi uzmanları tarafından uygulanmaktadır.

  • Sistoskopi işleminde ortaya çıkabilecek sorunlar nelerdir?

Güncel teknoloji kullanılarak ve temel cerrahi tekniklerine dikkat edilerek yapılacak sistoskopi oldukça güvenli bir işlemdir. Nadiren idrar yolu enfeksiyonu, idrarda kanama, sürekli idrar varlığı hissi gibi sorunlar oluşabilir. Bu sorunlar kısa süreli ilaç tedavileri ve alınan su miktarının artırılması ile giderilir. çok nadiren mesane veya idrar kanalı yaralanmaları da vuku bulabilir. Ersoy Hastanelerindeki deneyimli cerrah kadrosu, işleminizi en güvenli ve konforlu şekilde yerine getirmek için hizmet vermektedir.

  • Sistoskopi günlük yaşantı için bir engel midir?

Sistoskopi işlemi, yapılma amacına bağlı olarak 10-30 dakika kadar sürebilir. İşlem günü sabahı anestezi ile ilgili birkaç tetkikin yapılmasını takiben sistoskopi işlemi gerçekleştirilir. Bu gün hastaneye aç gelmeniz gerekebilir. İşlemden sonra anesteziden ayılana kadar (genellikle 2-4 saat kadar) hastanede yatarak takip sonrası taburcu işleminiz yapılır. Bazı durumlarda birkaç gün süre ile tablet-şurup tarzı ilaçlar kullanmanız gerekebilir. Genellikle ertesi gün günlük yaşantınıza dönebilir, işinize gidebilirsiniz.

 
Erkek Kaynaklı Kısırlık

 ERKEK KAYNAKLI KISIRLIK

Erkek infertilitesi (kısırlık), teknolojik ve bilimsel gelişmeler sonucunda oldukça ilgi gören bir konuma ulaşmıştır. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi, doğurganlığın sağlanabilmesi için birçok organ ve sistemin sorunsuz bir şekilde ortak çalışması gerekmektedir. Bu sistemlerde veya organlarda oluşan hastalıklar yada bozukluklar, sistemin tamamen çökmesine neden olabilir. Tüm sistemin anlaşılması ve araştırılması, hedefe yönelik tedaviler için oldukça önem taşımaktadır.

çiftler arasında çocuk sahibi olamama nedenlerinin yarısından fazlası erkek faktörüne dayanmaktadır. Hiçbir problemi olmayan tamamen sağlıklı çiftlerde bile, 6 aylık düzenli ilişki sonrası çocuk sahibi olma olasılığı %60-70’ken, bu oran 1 senenin sonunda %90’a ulaşmaktadır. Bu nedenle kısırlık, 1 senelik düzenli, korunmasız cinsel ilişkiye rağmen çocuk sahibi olamamak olarak tanımlanmaktadır. Ancak kişisel farkl111klar(bayanın yaşı, sosyal istekler veya bilinen risk faktörlerinin bulunması), kısırlık değerlendirmesinin daha önce yapılabilmesine olanak sağlamaktadır. Bir çok aile tarafından yanlış algılanan kısırlık tedavisi, sadece tüp bebek yöntemlerinin uygulanmasından oluşmamaktadır. Kısırlığa neden olan faktörün tespit edilmesi kısırlık tedavisinde ilk sırada yer almaktadır. Ayrıca sırf erkek kısırlığının değerlendirilmesi sırasında, hastaların yaklaşık %1’inde hayatlarını tehdit edebilecek hastalıkların tespit edilmesi, bu değerlendirmenin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Kısırlık değerlendirmesinde ilk aşama, çiftlerin cinsel yaşamlarındaki olası yanlışların tespit edilmesi ve düzeltilmesidir. Sperm hücresi bayan rahmi içinde 2-5 gün canlı kalabilmektedir. Bu nedenle çiftlerin, bayanın yumurtlama döneminde 2 günde bir ilişkiye girmesi önerilmektedir. Daha sık ilişki yaşanması, aktarılan sperm sayısını düşürebilirken, daha seyrek ilişki yumurtlama döneminin kaçırılmasına neden olabilmektedir. İlişki sırasında kullanılan kayganlaştırıcıların, sperm kalitesi üzerine zararlı etkisi olabilmektedir. Bu nedenle çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerde kullanılmaması önerilmektedir.

çocukluk ve erişkin döneminde çeçirilen birçok hastalık, erkek kısırlığından sorumlu olabilmektedir. Testisin kendi çevresinde dönmesi, kasık cerrahileri veya ergenlik döneminden sonra geçirilen kabakulak hastalığı kısırlıkla ilgili olabilirken, şeker hastalığı, tiroid hastalıkları, sinir sistemi hastalıkları ve kanserler de erkek kısırlığına neden olabilmektedir. Ayrıca kullanılan ilaçlar, çevresel faktörler ve kimyasallara maruziyet, sperm kalitesini bozarak kısırlığa neden olabilmektedir. Genelde önemi görülmek istenmeyen diğer bir faktör sigara kullanımıdır. Düzenli sigara kullanan erkeklerde, sperm sayısının, hareketliliğinin ve kalitesinin bozulduğu bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Bu nedenle sadece kısırlık riski açısından değil, yardımcı üreme yöntemlerinin başarısı açısından da sigara kullanımı sonlandırılmalıdır.

Erkekte kısırlığın değerlendirilmesinde sperm analizi (spermiogram) oldukça önemlidir. Doğru verilen sperm tahlili, kısırlık hakkında çok önemli bilgiler verebilirken, doğru verilmeyen bir örnek sonrası geeksiz ileri değerlendirmeler yapılabilmektedir. Bu nedenle hastaların uygulama yöntemini anlaması ve kurallarına uyması gerekmektedir. Sperrm tahlili için örneğin verilmesinden 2-7 gün (ortalama 34 gün) önce cinsel perhiz gerekmektedir. Sperm boşaltılmasında masturbasyon en sık uygulanan yöntem olup, bu sırada kimyasal kayganlaştırıcılar kullanılmamalıdır.

Bazı hastaların geri çekme yöntemi ile örnek toplama çabaları, yetersiz materyal nedeniyle sonuçları yanlış etkileyebilmektedir. Sperm, labaratuvardan elde edilecek steril ve örnekleme için uygun bir kaba boşaltılmalıdır. Elde edilen örnek vakit kaybedilmeden labaratuvara teslim edilmelidir. Normal şartlarda en fazla bekleme süresi 1 saat olup, üstündeki sürelerde test sonuçları değişebilmektedir. Sperm analizi, Dünya Sağlık örgütü’nün belirlemiş olduğu sonuçlara göre değerlendirilir. Ancak belirtilen değerlerin üzerinde olmak kesin doğurganlığı, altında olmak ise kesin kısırlığı göstermez. Sonuçlarda anormallik tespit edilen hastaların spermiogramları en az 3 hafta sonra tekrar değerlendirilmelidir. Risk değerlendirmesi ve sonuçlara göre ileri değerlendirme yapılabilir ve bu durum tamamen ürologların kontrolü altında yapılmalıdır.

Erkek kısırlığının sadece %3’lük kısmı hormonal hastalıklardan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle birçok kişi tarafaından bilinçsizce kullanılmakta olan hormon ilaçlarının, kısırlık tedavisindeki yeri oldukça sınırlı olup, sadece ihtiyacı olan hastalara uygulanması gerekmektedir. Kısırlık tedavisinde amaç ailelerin sağlıklı çocuk sahibi olmalarını sağlamaktır. Ancak bu işlem sırasında maliyeti uygun, doğru tedavi yöntemlerinin seçilmesi ve aile bireylerinin bu tedavi sırasında zarar görmelerinin engellenmesi gerekmektedir. Tüm bunların sağlanabilmesi için, doğru değerlendirmenin doğru kişiler tarafından yapılması gerekmektedir.

 Ejakulatta sperm hücresinin bulunmaması “azospermi” olarak isimlendirilir ve hormonal, testis dokusu ile ilişkili veya spermin taşındığı yollarda oluşmuş hasarlara bağlı gelişebilir. Diğer bir tanımlama ise “oligospermi” olup, 1 mililitre ejakulatta, 20 milyondan az sperm hücresinin bulunması olarak tariflenir. Bu hastalarda nedenin tespit edilmesi daha zor olup, bir grup hastada neden tam olarak tespit edilemeyebilinir. Sperm hücre sayısında azalmalar erkek kısırlığına neden olabilirken, spermin hareketliliğinin ve yapısının bozulması da erkekte kısırlığa neden olabilmektedir. Diğer taraftan sperm değerleri normal olmasına rağmen çocuk sahibi olamayan çiftler de bulunmaktadır. Sonuçta tespit edilen her özellik, bir hastalığın bulgusu olabileceğinden dikkatlice değerlendirilmesi gerekmektedir.

6.C. ERKEK KAYNAKLI KISIRLIĞIN CERRAHİ TEDAVİSİ

Yukarıda da belirtildiği gibi, erkek kısırlığı bir çok anatomik veya işlevsel bozukluktan kaynaklanabilmektedir. Nedenin tespit edilmesi, doğru tedavinin düzenlenebilmesi için çok önemlidir. çünkü her ayrı neden, farklı tedavi yaklaşımı gerektirebilmektedir. Son yıllarda teknolojide ve bilimdeki yenilikler, 10 yıl önce çocuk sahibi olmanın imkansız olarak görüldüğü hastalıklarda bile, erkeklere "baba” olabilme imkanı sağlamıştır. Her geçen gün, bu konu üzerinde yapılan çalışmalar, kısırlık problemi bulunan ailelere umut dağıtmaya devam etmektedir. Tedaviler sırasında dikkat edilmesi gereken nokta bireylere zarar vermeden en uygun yöntemin uygulanmasıdır. Bu durum da uygun değerlendirme ve doğru neden tespitine dayanmaktadır.

Geçmiş yıllarda, tanısal amaçlı kullanılan testis biyopsisi, günümüzde hem tanısal hemde eş zamanlı tedavi amacıyla kullanılmaktadır. Testis boyutu, kıvamı normal olan, hormon düzeylerinde anormallik tespit edilmeyen, azospermik(ejakulatta sperm bulunmayan) hastalarda, nedenin testisten mi yoksa başka bir anatomik yerden mi kaynaklandığını tespit etmek amacıyla kullanılır. Testis biyopsisinin yapıldığı anda, sperm hücresinin saklanabileceği ortamın sağlanması gerekmektedir. Günümüzde sadece tanısal amaçlı biyopsi önerilmemektedir. Sperm hücresinin bulunduğu bölgenin işaretlenmesi, bir sonraki ihtiyaç anında yardımcı üreme yöntemleri için sperm kaynağının tespiti açısından çok önemlidir.

Piyasada erkek kısırlığına kesin çözüm sunduğunu belirten birçok ilaç bulunsa da, bu tedavilerin hiçbiri bilimsel anlamda başarılarını ıspatlayamamışlardır. Belli bir grup hastada ilaç tedavisi, hekim kontrolü altında yapılabiliyor olsa da, erkek kısırlığı tedavisinde cerrahi yöntemler ilk sırayı almaktadır. Kısırlık nedenine göre uygulanabilecek birçok cerrahi yöntem bulunmaktadır. Daha önce de belirtildiği gibi, erkek kısırlığı, beyin, testisler ve sperm taşıyıcı yollarda oluşabilecek hastalıklar sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu bölgelerdeki hastalıkların cerrahi tedavileri farklılık göstermekte olup, nedene yönelik yapılmaktadır. Eğer sperm taşıyıcı yollarda oluşan tıkanıklıklar erkek kısırlığına neden oluyor ise, bu tıkanıklığın ortadan kaldırılması veya by-pass edilmesi gerekmektedir. Bu amaçla yapılan ameliyatlardan biri “vazovazostomi” ismi verilen ve spermin ileti yolunda tespit edilen tıkanıklığın kesilip çıkartılması ve tekrar yolun birbirine bağlanması prensibine dayanan bir ameliyattır. Cerrahinin inceliği ve cerrahi uygulanan bölgenin küçüklüğü nedeniyle, tecrübeli ellerde ve mikroskop altında yapılması önerilmektedir. Uygun hasta seçimi ile %90’ların üzerinde başarı sağlanabilmektedir. Bu tür cerrahinin uygun olmadığı hastalarda tıkanıklığın by-pass edilmesi prensibine dayanan “epididmovazostomi” isimli cerrahi yapılmaktadır. Teknik olarak uygulaması zor olan bu mikrocerrahinin de tecrübeli ellerde yapılması, başarı oranlarını etkileyebilmektedir. Tecrübeli ellerde ve doğru hastalarda başarı oranları %80’lere ulaşmaktadır. Tüm bu cerrahi teknikleri, tıkanmış trafiğin farklı yollar kullanılarak geçilmeye çalışılmasına benzetebiliriz. Tek fark, spermin geçtiği yolların milimetreden bile küçük yollar olduğu ve bu cerrahilerin kolay uygulanmadığı gerçeğidir. Sperm kanallarının, idrar kanalına açıldığı bölgenin tıkanıklığı, erkek kısırlığında başka bir neden olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bölgede tespit edilen tıkanıklık idrar kanalına penis ucundan ilerletilen kamera eşliğinde açılabilmektedir. Her tedavi yönteminde olduğu gibi, bu tedavi yönteminde de doğru hasta seçimi, tedavinin başarısı için oldukça önemlidir.

Bu cerrahi seçenekleri için uygun olmayan yada yapılan uygulamalara rağmen başarılı olunamayan vakalarda, testis veya epididim dokusundan sperm alınması teknikleri uygulanmaktadır. Bu teknikler ile elde edilen sperm hücreleri ya tüp bebek yöntemlerinde kullanılmakta, ya da gelecekte kullanılmak üzere saklanılmaktadır. Spermin testisten ayrıldıktan sonraki yolculuğunun ilk merkezi olan epididimden sperm alınma işlemi açık yada kapalı yöntemle olabilmektedir. Açık yöntemde, epididim dokusu içine girilerek, kanallardaki spermler emilmekte(MESA), kapalı yöntemde ise bu işlem dışarıdan gönderilen bir iğne aracılığıyla(PESA) gerçekleştirilmektedir. Açık yöntemin çocuk sahibi olunmadaki başarısı %60’lardayken, bu oran kapalı teknikte yarı yarıya azalmaktadır. Testis dokusu içinden sperm çıkartma işlemi de hem açık(TESE), hem de kapalı(TESA) yöntemle yapılabilmektedir. Epididim de uygulanan yöntemler gibi, açık yöntemle testis dokusuna ulaşılıp içinden sperm toplanmaktayken, kapalı yöntemde dışarıdan gönderilen bir iğne yardımıyla testis dokusundaki sperm hücreleri emilmektedir. Bu yöntemler arasında altın standart yöntem, açık teknikle testis dokusundan sperm çıkartılması (TESE) yöntemidir. Bu yöntemde, mikroskop altında testis dokusu içine girilerek, içerisinde sperm hücresi bulunma ihtimali yüksek olan kanalcıklar toplanmaktadır. Ejakulatında sperm olmayan hastaların yarısında bu uygulama ile sperm bulunabilmektedir. Ancak sperm bulunan hastaların yarısında döllenme sağlanmakta olup bu hamileliklerin %80’i canlı doğum ile sonuçlanmaktadır. Sonuç olarak belirtilen mikrocerrahi yöntemler, henüz istenilen başarı oranlarına ulaşamamış olsa da, erkek kısırlığı tedavisinde önemli bir gelişme olarak uygulanmaya devam etmektedir.

GERİ