Obezite Nedir?

Obezitenin Sebepleri ve Risk Faktörleri

Obezitenin Yol Açtığı Sağlık Sorunları

Kilo Vermenin Yararları

Obezitenin Medikal Tedavisi

Obezitenin Cerrahi Tedavisi

Obezite Cerrahisinde Uygulanan Yöntemler

Obezite Ameliyatı Öncesi Hazırlık Nasıldır?

Obezite Cerrahisi Yan Etki ve Komplikasyonları Nelerdir

Obezite Cerrahisi Sonrası Takip Nasıl Olmalıdır?

Obezite Tedavi Ekibimiz

Hastalarımız Anlatıyor

Obezite Cerrahisinde Sık Sorulan Sorular

Sorun Cevaplayalım

Eğitim Videoları

İletişim

Obezite Cerrahisi

Obezite Cerrahisi Yan Etki ve Komplikasyonları Nelerdir?

a. Anestezi: Zamanımızın modern anestezi teknolojisi ve yeni ilaçlar sayesinde tüm hayati bulguların anlık takibi ve gerektiğinde yine anlık müdahaleler ile anestezinin riskleri neredeyse ihmal edilebilecek bir düzeye (1/20 000 – 1/ 30 000) indirilmiş durumdadır.

b.Bacaklarda Pıhtı Oluşumu ve Akciğer Embolisi: Tüm geniş serilerde % 0 – 1 oranında bildirilen pıhtı oluşumu mevcut. Düşük molekül ağırlıklı “heparin” adlı “kan sulandırıcı” bir ilacın dikkatli biçimde kullanılması ve bacaklara direk olarak uygulanan özel “pnömotik” (havalı) basınç çorapları sayesinde bu pıhtı oluşumu riski tam anlamı ile ortadan kaldırılamasa da çok ciddi biçimde azaltılabilmektedir. Pıhtı oluşumu riskini azaltmanın en etkin yöntemlerinin başında hastaların ameliyat sonrası ilk birkaç saatte yürütülmeleri ve derhal mobilize edilmeleri gelmektedir.

c.Kaçak ve Kanama: Erken dönemde en korkulan komplikasyonlar; bu kesilme ve kapatılma hatlarından kanama ya da kaçak olmasıdır. Bunların oluşmasını engellemek adına tüm dikkat ve önlemlere karşın gene de % 1-2 oranında söz konusu olabilir bu komplikasyonlar. Önemli olan; ameliyat sonrası erken dönemde bunlar oluştuğunda durumu fark etmek ve gereken düzeltici müdahaleleri yapmaktır. Ekibimiz midede oluşturulan “stapler” yani zımbalama hattını bu komplikasyonları (kanama ve kaçak) iyice minimale indirmek amacı ile “rutin” olarak elle dikmektedir. Bu yaklaşımın çok düşük oranda kanama ( % 0 ) ya da kaçak ( % 0.2 ) oranlarımız olmasında etkisinin olduğunu düşünmekteyiz. Erken kaçaklar ameliyat sonrası ilk 1-2 günde olur. Dolayısı ile tüm hastalarımız ameliyat sonrası ilk 3 gün halen hastanede yatarlarken çok yakın takip edilirler. Hastalar taburcu oldukları 3. günden sonra ise, “geç” kaçakların da derhal anlaşılabilmesi için iki konuda uyarılırlar. Nedeni belli olmayan ateş ve net bir nedene bağlanamayan ve yeni ortaya çıkan karın ağrısı bulguları bizler için dikkat edilmesi gereken bulgularıdır ve müdahale gerektirebilirler. Dolayısı ile ateş ya da karın ağrısı hisseden hastalar, ameliyat sonrası ilk 3 haftanın içinde iseler bize ulaşmaları önerilir.

d. Enfeksiyon: En yaygın türleri yara, idraryolu ve akciğer enfeksiyonlarıdır.

e.İnsizyonel Fıtıklar: Bu fıtıklar açık bariatrik cerrahi sonrası yaygın olmakla birlikte laparoskopik bariatrik cerrahi sonrası çok çok nadiren görülen komplikasyonlardır.

f.Vitamin – Mineral Eksikliği: Vitamin ve mineral eksikliği normalde çok kilolu hastalarda yaygınca görülür bu nedenle ameliyattan sonra hastalara multivitamin önerilir.

g.Saç Dökülmesi: Obezite ameliyatlarından birkaç ay sonra hızlı kilo vermeye bağlı olarak saç tellerinde incelme ve şaç dökülmesi görülebilir. Bu genellikle geçici bir problemdir. Nedeni ise vitamin yetersizliği ve yetersiz protein alımıdır.

h.Sarkma: Yüksek miktarda kilo kaybının akabinde ciltte sarkmalar ve buruşmalar olabilir. Verilen kilonun miktarı, cildin esnekliği, yaş, yapılan sporlar sarmalarının miktarını etkilemektedir.

ı.Ölüm; Laparoskopik Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide) ameliyatında ölüm riski 1/1000 dir. Ölüm riskini en aza indirmek için ameliyat ekibinin profesyonel olması gerekir fakat yinede hiçbir ameliyat için ölüm riski sıfıra indirilemez.

i.Mide Küçültme Ameliyatı Sonrasında Uzun Dönemde Problemler Olabilir mi? Öncelikle hastaların tamamına yakını ciddi biçimde kilo verir. Çoğunluğunun diyabetleri çok uzun yıllara dayalı değilse mutlaka geriler ya da tamamen remisyona girer, hipertansiyon ve kolesterol yüksekliği düzelebilir. Ayrıca dizler hatırı sayılır bir yükten kurtulduğu için toparlar ve ortopedik ameliyat gerektiren durumlar ortadan kalkabilir. Uyku apnesi düzelir ve uyku bir anlam kazanır. İç organlarda özellikle karaciğerde oluşan yağlanma ortadan kalkar. Kısırlık problemi olan ve çocuk sahibi olamayan bayanlarda doğurganlık artar, erkeklerde ise cinsel fonksiyonlar düzelir. Psikolojik olarak ise adeta mutluluk aşısı yapılmış gibi olur. Bu ameliyatları olan hastaların tamamına yakını; kendine daha fazla güvenen, ileriye daha fazla umutla bakan ve çok daha sağlıklı kişiler olurlar. En ama en önemlisi ise tüm bu düzelmelere bağlı olarak da hastalarımızın yaşamı, hem de bilimsel olarak anlamlı biçimde, yani bariz şekilde 10-15 yıl kadar uzamaktadır. Öte yandan uzun dönemde obezite cerrahisi sıfır problemli demek de doğru olmaz. Çok nadiren (% 1 – 4) obezite cerrahisi sonrasında birleştirme ve kesilme dikilme hatlarında darlık gelişebilir. Kilo kaybının fazlası ile devam etmesi, reflü şikayetlerinin artması ve katı gıdalara karşı tolerans azlığı klinik açıdan “darlık” bulgularıdır. Bu durumların tanınması zor değildir ve endoskopik balon uygulamaları ile bu darlıklar genişletilebilirler. Çok nadir olarak da darlıklar için yeniden cerrahi müdahale gerekebilir ve bunlar kolay girişimler değildir.

j.Uzun Dönem Tekrar Kilo Alınması: Obezite cerrahisi sonrasında, önerilen diyet ve egzersiz programlarını da yapan bir hastada literatürlerde farklılık olmakla birlikte tekrar morbid obez olunacak düzeyde kilo alınması olasılığı % 3-4’ün altındadır. Obezite ameliyatlardan 7-8 yıl sonra geride bırakılan mide genişleyip bu durum sonuçta gıda alınımını kısıtlayıcı etkide azalma ve tekrar “bir miktar da olsa” kilo alınması ile sonuçlanabilmektedir. Geri kilo alınımını eğer tekrar morbid obezite düzeyinde olursa; böyle durumlarda revizyon cerrahilerine ihtiyac duyulmaktadır.